içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Maskeli Tatil..

Pandemi nedeniyle herkesin sokağa çıkmadan evde yaşamaya devam ettiği, dışarı çıkanların şehirlerin bomboş hayalet görüntüsünden kaçıp hemen evlerine döndüğü günlerin ardından,tatil yörelerine attık kendimizi, ama farklı bir tatildi bu, Maskeli...

Maskeli Tatil..
Haberi Sesli Dinle

Datça Havadis: Adil Çulhaoğlu

Virüs yayılma hızı, bulaşma oranı, sosyal mesafe, maske takma, okulların yaz tatili, hijyen koşulları vb. konuların ele alındığı TV programları, sanal medya haberleri, yorumları takip etmekten başımızın döndüğü zamanlardı. Pandemiyle ilgili yorumlarla kah umutlandık, kah endişelendik, kah korktuk.Yeni normal için işaret geldiğnde, kaçarcasına çıktık evlerimizden.

 Uçak, tren, otobüslere atladığımz gibi koştuk sahillere. Otelciler,lokantacılar,cafeler,hediyelik eşya satıcıları,küçük büyük esnaf,  tekneci ve yatçılar, kamp, karavan ve plaj işletmecileri, tatil beldeleri  ve kısaca milyonlarca insanın ekmek yediği turizm sektörü... Kısaca yolumuzu bekleyenler çoktu.

 

 Geçtiğimiz yılın, Haziran ayında kısıtlamaların kalkmasıyla birlikte, apartman yaşamından kurtulmak için yola çıktığımızda, daha ilk adımda bizi yeni kurallar karşıladı. Uçak, otobüs, tren, vapur gibi araçlar, sosyal mesafe kuralına göre yeni oturma düzeninin yapılması sonucu, kapasitelerinin %50’sini kullanmaya başladıklarını gördük. Kapasitenin yarıya düşürülmesi, maliyet artışı ve  bilet fiyatlarına yansıtılmasını getirmişti.

 

Ulaşımdaki kısıtlamalar yüzünden  meydana gelen fiyat artışını, konaklama tesisleri, cafe, bar, restoran gibi işletmelerdeki fiyat artışları izledi. Ama bu saydıklarım, içi tatil özlemiyle yananları durdurmaya yetmedi.Özel araçlarla tatile çıkanların sayısının yükseldiği görüldü,kiralanan apart otellerde,yazlık evlerde, çadırlarda,karavanlarda,yayla evlerinde konaklayıp kendi yemeğini kendi yapamayı tercih edenlerimizin sayısı oldukça fazlaydı.Herkes kendince çözüm buluyordu.

 

Girişinde, ateşin ölçüldüğü otellerde, açık büfelerde yemeklerden seçme zevkini tatma yerine, cam paravan arkasında personel tarafından tabakta bize verilen yemek,  kutu ya da şişe olarak verilen içeceklerle yetindik.

 

Tatilde hem her şey aynıydı, hem de çok farklıydı. Sahillerde, plajlarda tişört, şort, terlik üçlüsüne maske eklenmişti.Restoranlarda garsonlara buranın nesi meşhur diye menü kartından sipariş veremedik. Bunun yerine, cep telefonuna gelen menüden siparişlerin verilebildiği, herkesin 1,5 metre mesafeden selamlaştığı, birbirinden uzaklaştığı tatili yaşadık.

 

 Yaşadığımız şehirlerde, birkaç aylık eve kapanma günlerinde, artan işsizlik ve gelir kaybı, maliyet artışları gibi nedenlerle, uzaklarda tatil,  herkes için mümkün olamadı.  Günübirlik ya; bir göl, bir nehir kıyısı, bir milli parkta, yeşili ve bitki örtüsünü keşfetmek için bisiklet sürdük, doğada yürüyüşler yapıp bir ören yerini, bir müzeyi ziyaret ettik, bir kamp alanında çadırlarda konakladık; ya da doğduğumuz, çocukluğumuzun geçtiği kasaba ve köylerdeki baba ocaklarına giderek geçmişle yeniden bağlantı kurup nostalji yaşadık. 

Yaz günlerini, maskeli de olsa  geçirdik,ama geçmiş yıllardaki tatilin neşesini çoşkusunu yaşayamadan  kaçtığımız büyük şehir yaşamına  yeniden döndük.

Hayalimiz, geçtiğimiz yıldan bu yana herkesi yeniden evlere kapatan pandemi sürecinin kısa sürede bitmesi ve yeniden tatil yapabileceğimiz maskesiz, günlere kavuşmak...

 

 

 

Tarih: 08-02-2021

FACEBOOK YORUM
Yorum