içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Tatil Gibi Hayat...Yazlıkçı Olmak...

Tatil Gibi Hayat...Yazlıkçı Olmak...

Tatil Gibi Hayat...Yazlıkçı Olmak...
Haberi Sesli Dinle

Datça Havadis: Adil Çulhaoğlu

Her yıl yazlıkçıların bir kaç ay kalıp büyük şehirlere dönmelerine alışmış sahil ve yayalardaki beldelerimizde, bu yıl salgın hastalık nedeniyle kış aylarını yazlıklarında geçirmek isteyen yazlıkçılara, bir de pandemiden kaçarak  ev kiralayan ya da satın alanların yarattığı  4-5 kat artan nüfus karşısında su yol,elektrik gibi alt yapı yetersizliği ile sağlık,ekonomik ve kültürel bir çok problem yaşanmasının  konu edildiği haberlerin son zamanlarda, medyada  çoğaldığı  gözleniyor.

 

 

Dünyamızı etkisi altına alan pandemi nedeniyle insanların birbirinden uzaklaştığı,şehir ve apartman yaşamında  kaçıp sahiller ve dağların tepelerindeki yazlıklarda kış aylarını geçirmek isteyenlerle ilgili haberler, bana 40-50 yıl önce Çukurova’nın bunaltıcı sıcağından, sivri sinekten ve  sıtma hastalığından yaylalara kaçan  yazlıkçıları hatırlattı.

Çukurova’da,eskilerin sarı sıcak dedikleri yaz sıcağı, Kadirli'de de hakim olunca, pek çok aile,sıcaktan  sivri sinekten kaçıp, Bağdaş,Çişar,Savrun Gözü, Akifiye,Dokurcun,Çardak,Maksutoğlu,Kızıloluk,hatta Göksun'un Meyremçil'ne kadar uzanan yaylalara doğru yola çıkardı.Çukurova’da kalındığında çardaklarda,damlarda cibinlik denen   ince kumaştan dikilmiş , yatağın üstüne ve yanlarını kapatan iplerle gerilmiş  bir tül çadır ile sivrisinekten  korunulurdu. Eskiden yayalaya çıkan o kadar çok olurmuş,ki 1902 yılına kadar şehirde hiç kimse kalmadığı için memurların, yaylaya gidip çadırlarda hizmet vermiş oldukları söylenirdi.

 

 

Çocukluğumda bir kaç aile kamyon üstünde Çokak ve Meyremçil’e saatlerce yolculuk yaptığımızı, kışın sürülerini ovaya getiren, yazın yaylalara götüren yörüklerin gittiği yerlerden,vadi boyunca uzanan yollarda  yediğimiz tozlar aklımdan çıkmıyor.Dağlar arasında sadece jeep ve kamyonların gidebildiği kısmen ham, kısmen stabilize yollar ile ulaşım sağlanabiliyordu. Köylerde ev kiralayabilenler evlerde kalırdı ama çoğunlukla köylülerin gösterdiği pınarlara yakın yerelere çadırlar kalınırdı. Çokak’ta kiralanan bir evde kalmış,Meyremçil’de akrabalarla kurulan çadırlarda o zamanki deyimle ‘yaylamıştık’ Eylül’de okullar açılana kadar. Ormanlık,yeşillik yaylalarda  pınarlardan akan  sularda elimizi yüzümüz yıkamak için soğuk suya alışmaya çalışırdık,uzun süre bekleyerek.Ayı inleri olarak adlandırılan  çukurlardan torbalarla çıkardığımız  karı, pekmez ile karıştırınca, karsambacımız bizim yayaldaki tatlımız olurdu.

 

 

Turizmimizin yoğunlaştığı sahil kentleri ve küçük tatil beldelerinde,yayalalarda  kış nüfusuna göre organize olan sağlıktan temizliğe her türden   hizmet birimlerinin  büyük oranda artan nüfusa yetmemesi problemin ana nedeni olarak kabul ediliyor.Ayrıca, apart otel, pansiyon,kafe,restoran,lokanta vb. işletmelerin az personel ile çalışması, genelde  küçük aile işletmeleri olması nedeniyle işletmecilerin yorgun olmaları da başka bir nedeni olmuştu şikayetlerin.

Geçtiğimiz yıldan bu yana yaşanan pandemi nedeniyle,kentlerin apartman yaşamından kaçan nüfus büyüklüğü nedeniyle,DatçaBodrum,Marmaris gibi  özellikle Ege ve Akdeniz sahilindeki, tatil beldelerinde yaşam her zamankinden farklı olmaya başlamış.Bahçeli evlere ilginin artmasıyla,bir zamanların zeytin,badem bahçelerinin yerinde yükselen inşaatların sayısının hızla artmış.Genelde kışlık evlerdeki kullanılmayan eşyalarla yetinmek zorunda kalan yazlık evlere,esaslı tadilat, yeni mobilya,klima ya da odun sobası girerken,tişört,şort,terlik gibi yazlık giysilerin yanına kazaklar montlar asılmış artık.

İstanbul,Ankara,Bursa,İzmir gibi büyük kentlerimizden gelenler emlak fiyatlarının katlanmasına yol açmış, günü birlik veya aylık ev kiralarını yükseltmiş,kamu çalışanlarının kiralık ev bulamamaları nedeniyle de,bu beldelerimizde personel sıkıntısının arttığından söz edilmeye başlanmış. Beldelerdeki kamu hizmetlerinde çalışan sayısı ile ödenek ayarlanmalarının nüfusa göre yapılması nedeniyle, yerel yöneticiler yazlıkçılardan  ikametgahlarını beldelerine  getirmelerini yoğun bir şekilde dillendirdikleri haberlerin ana konusu olmaya başlamış.

Bu ve buna benzer problemler, şikayetler,geçtiğimiz yıllarda İtalya,İspanya,Fransa Almanya,Hollanda,Belçika gibi ülkelerin  turistik şehirlerinde yaşanan over tourism’ sonucu,kamu hizmetlerinin yetersiz kalması,emlak fiyatlarının artması, kiralık ev bulma sıkıntısı,aşırı kalabalık,gürültü gibi olumsuzluklara hem yerel halk hem de yöneticilerce gösterilen tepkilerle benzerlik gösteriyor.

Ancak,bizim tatil beldelerimizde,Avrupa’nın Venedik,Barselona,Münih,Amsterdam gibi  şehirlerin duvarlarına ‘ tourist go home ‘ sloganın yazılmasına kadar giden bir tepki gösterileceğine ihtimal vermiyorum.

Beldeler ayrılacak ödeneklerin nüfusa göre değil,konut sayısına göre belirlenmesi durumunda ikametgahların taşınması gibi talepleri ortadan kaldırabilir.İnsanımızın,büyük kentlerdeki ya da tatil beldelerindeki konutlarında yaşamalarının arasında herhangi bir fark olmadığı düşünüldüğünde, belki zamanla yazlıkçı-yaylacı sözcüklerinin kullanılması unutulabilecektir.

 

 

Tarih: 18-02-2021

FACEBOOK YORUM
Yorum