içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İLKOKUL ÖĞRETMENİM

“Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücuttaki ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir.”

                                                                 EFLATUN

 

Datça Havadis: 23 Kasım 2013

Bugün çocuk olmak istedim. Datça Kazım Yılmaz İlköğretim Okulu’nun bahçesindeki çocuk cıvıltıları beni yıllar öncesine götürdü. Anılar saklandıkları kutucuklardan çıkıp dizildiler önüme. “Beni yaz, beni yaz,” diyerek.

Benim çocukluğumda kreşler ya da ana sınıfları yoktu. Altı yaşımı doldurduğumda İzmit Ulu Gazi İlkokulu’nun bahçesinde Bir Eylül sabahı, annemin elini bırakıp hayatımda ilk dersleri aldığım Mukadder Öğretmen’imin elini tuttum. Bahçede sıra olduğumuzda daha sınıfa girmeden iki arkadaş bulmuştum bile kendime. Ağlayan, annesinden ayrılmak istemeyen çocuklar var mıydı, şu an hatırlamıyorum. Hatırladığım, zil çaldığında heyecanla sınıfımıza koşup, öndeki sıralardan birine oturdum; elbette bahçede el ele tutuştuğum iki yeni arkadaşımla birlikte.

Ben ilk günden sevdim okulumu. Öğretmenim, hafif dalgalı kumral saçlı, gözlüklü, üstünde hiç çıkarmadığı gri önlüğü ile çok sade bir hanımdı. Disiplinliydi, çok gülmezdi. O, benim için hayatımda yeni ufuklar açan bir güneşti. Çok mutluydum okulda. Öğretmenim de bizi ilk günden sevmiş olmalı ki, sevgiyle kucaklamıştı. Mukadder Öğretmen, hiç evlenmemişti. Annesi ve kız kardeşi ile birlikte yaşamaktaydı. Üç kişilik ailesinin yanı sıra otuz beş çocuğu vardı artık, ayrı ayrı bağrına bastığı.

O sevgiyle ve heyecanla bize sadece okumayı, yazmayı değil, hayatı da öğretiyordu. Ne çok şey vardı bilmediğimiz? İnsanın ilk eğitildiği yer eviyken, öğretmenimin de sanat eseri yaparcasına bizi işlediğini şimdi çok daha iyi anlayabiliyorum. Her geçen gün kişiliğime eklediğim artılar beni bugünlere getiren değerlerin temeliydi ve bu temelde Mukadder Öğretmen’imin büyük katkısı vardı. Susuz bir toprağın açlığıyla bize verdiği bilgileri yutarken, yüreğimiz de Atatürk ve millet sevgisi ile doluyordu.

Ben, duvarlarını dört mevsim afişlerinin ve ilk günler hiçbir mana ifade etmeyen yazıların süslediği sınıfımı (o sınıfı milli bayram günlerinde gelin gibi süslemek çok keyifliydi,) zil çalınca koşup oynadığımız bahçeyi, teneffüslerdeki neşeli çocuk seslerini çok sevdim. Hayatımda ailem gibi beni sevgiyle, sabırla eğiten sevgili öğretmenimi çok sevdim.

İlkokula başladığımın ikinci haftasında şimdilerde unutturmaya çalıştıkları andımızı sesim ve bacaklarım titreyerek okumuştum. Coşkulu kalabalığın benimle birlikte tekrarladığı andımızı bitirdiğimde, gözlerimde yaşlarla koşup Mukadder Öğretmen’ime sarılmıştım. İşte o gün, hayatımda yeni bir duyguyu, topluluk önüne ilk kez çıkmanın gururunu yaşamıştım. O günden bu güne yıllar geçti, ama o gün yaşadığım heyecanı ve gururlu mutluluğu hiç unutmadım.

24 Kasım Öğretmenler Günü’nde, Mukadder Öğretmen’imi ve tüm öğretmenleri saygıyla anıyorum.

 

Bu yazı 368 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum