içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Datça’da yasaklı günler!..

Bugünkü yazımda yaşanmış, komik defineci olaylarını anlatacaktım. Ancak gündeme kapanma geldi; o yazımı biraz ertelemek istiyorum.

Türkiye genelinde olduğu gibi Datça'da kapanmadan nasibini aldı. Kapanmadan bir iki gün öncesi İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerden Bodrum ve diğer tatil yöreleri gibi Datça’ya da büyük bir akın oldu. Coronaya yakalananların sayısı az olan ilçeye gelenlerin ne kadarı sağlıklı, ne kadarının virüs taşıdığı bilinmiyor.

Bodrum Belediye Başkanı gelenler hastalanacak olursa karşılayacak hastanemiz yok diye feryat ediyor. Datça’da bir devlet hastanesi var ancak yeterli sağlıkçısı yok. Yıllardır bu konu gündeme getiriliyor ama nedense çare bulunamıyor.

Kapanma günlerinde market ve tekel bayilerinde içki satışı yasaklandı. Virüs ile alkolün ne bağlantısı var diyen tıp uzmanları bile şaşkın.

Yasak öncesi Datça’da Tirajı-komik olaylar yaşandı; bu aylarda içki içmeyenler bile kasa kasa evlerine içki taşıdılar. Etki tepki meselesi diye bir olgu vardır. Kuşku yok; bilene…

İnsanları eve kapatacaksın, evinde içki içmesini bile engelleyeceksin.

Akıl alır gibi değil…

Anayasa’nın öngördüğü özgürlük nerede?

Ben kendi hesabıma içkiye düşkün değilim. Yalnız başıma içmeyi hiç sevmem. Ancak dostlarla birlikte oturup sohbete başladığımızda içki içmeyi severim

İçki sohbetle güzeldir.

Etki tepki meselesi dedim ya; tatil boyunca (kapatma tatile dönüştü) yalnız içmeyi sevmememe rağmen ben de elimi çabuk tutup nevalemi düzdüm!..

Yalnız başıma içer miyim içmez miyim bilemem…

Kapanma günlerinde marketlerin içki reyonları bantlarla kapalı, yabancı turistler bizim halimize ne düşünürler bilemem… Ramazan’da içki yasaktır diyemeyenler Coronayı bahane gösteriyorlar.

Bu yasak neden çıktı, kim önerdi; o da tam bilinmiyor.

Temelsiz bu yasak insanların yaşamına müdahale değil de nedir?

Kimsenin inancına karışmayacağız sözü ne oldu?

Aklı evvel bir tıp doktoru veya din görevlisi çıkıp alkol Covid 19’u bulaştırır derse hiç şaşmayalım…

Osmanlı tarihinde de Sultan IV. Murad devrinde içki ve tütün yasağı getirilmişti, üstadım Reşad Ekrem Koçu bunu “Tarihimizde yasaklar” kitabında dile getirmişti. Önümüzdeki günlerde ondan alıntılar yaparak tarihte neler olmuş sizlerle paylaşmak istiyorum.

Datça’da içkinin yanı sıra bir de denize girme yasağı geldi. Güvenlik güçlerinin mavi bayraklı deniz cenneti Datça’da denize giren bir vatandaştan ceza kesmesi sosyal medyaya yansıdı. Vatandaş ileride denize giren bir gurubu gösterince onlar Ukraynalı yanıtını almış, onlar yasak dışı denmiş!

Kısacası kendi memleketinde insan ikinci sınıf vatandaş oluyor. Anlaşılan Corona denilen bu illet bulaştıracağı insanları seçiyor. Bazen ne kadar kalabalık olursanız olun bulaşmıyor, bireysel denize girer, içki içerseniz bulaşıyor.

Datça’da yasaklar bir yana her şey betona dönüştü. En güzel koylar özelleştirildi. Bir zamanların o eski güzel küçük kıyı kasabasından eser yok…

Bütün bir yıl boyunca insanlar beton manikalarından, delici aletlerden çekiç seslerinden bıkıp usandı. Tatil beldesi azap beldesine dönüştü…

Datça’nın yerlisi, eskiden gelenler ve yeni gelenler facebook’taki Datça sayfalarında kavga ediyor. Sen neden geldin, ben neden gelmeyeyim tartışmasını sürdürüyorlar.

Mizahımızın rafa kalktığı günlerde tavsiye ederim şu yasaklı günlerde onları izleyin çok eğlenirsiniz.

Gerçekten Datça 1+1; 2+1 evlerle özelliğini yitirdi, kiralar ve satış fiyatları akıl alır gibi değil. Çarşıya çıkın normal dükkânlardan çok inşaatçı ve komisyoncu ofisleri var. Muhalefet para yok diyor ama anlaşılan varmış diye düşünüyorum. Şu arada bir nüfus sayımı yapılsa gerçek Datçalılar azınlıkta kalır…

Her şey bir yana yine de hayırlı kapanmalar diyelim…

 

Bu yazı 310 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum