içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Oğuzhan Asiltürk ile yaşadığım bir anı!..

Ayasofya’nın cami mi, müze mi tartışmasının gündeme getirildiği günlerde MC Hükümetlerinin İçişleri ve Teknoloji Bakanlarından Oğuzhan Asiltürk ile bir televizyon programında karşılaşmıştım. Birkaç gün önce vefatını öğrendiğim, Milli Görüş kurucularından Asiltürk ile aramızda yaşanan tatsız bir olayı sizlerle paylaşmak istedim.

Ayasofya her zaman polemik konusu olmuştur, Atatürk’ün kararnamesindeki imzasının ona ait olup olmadığı tartışılmış, kararnamenin numarası yok denilmişti. Gündemi değiştirilmek istendiğinde Ayasofya müze-cami tartışması zaman zaman ortaya atılırdı. Böyle bir polemiğin ortaya atıldığı 1992 veya 1993 ‘de Uğur Dündar Arena programında bu konunun tartışılması için Ayasofya’nın avlusunu seçmişti. Konuşmacılar o dönemin Kültür Bakanı Ercan Karakaş ile Oğuzhan Asiltürk idi.

Ayasofya’nın avlusunda çekim hazırlıkları yapıldıktan sonra Bakan ile Asiltürk Uğur Dündar’ın karşısına geçmişler ve kayda geçmek üzere çekim başlamıştı. Programın ilk bölümünde sözü Asiltürk almış, dersini iyi çalışmış bir öğrenci gibi Atatürk’ün imzasının sahte olduğunu, kararnamenin geçersiz olduğunu ve Ayasofya’nın müzelik vasfının geçerli olmadığını anlatmıştı

Gerçek dışı bir takım ayrıntılara girmiş, Ercan Karakaş onun söylediklerine tam olarak yanıt verememişti. Böylece programın ilk bölümü Asiltürk’ün galibiyeti(!) ile sona ermişti.

Bu tür programlara katılanlar bilirler; Bakanın arkasında ekranda görünmeyen, ancak güvendiği, gerektiğinde kendisine yardımcı olacak bürokratlar yer alır…

Uğur Dündar’ın düzenlediği Ayasofya programından önce 1992 yılında yayınlanmış “Belgelerin ışığı altında Ayasofya’nın müze oluşu ile ilgili bazı gerçekler” isimli 39 sayfalık ayrıntılı bilimsel makalem Türk Dünyası Araştırmaları Dergisinin 78. sayısında yayınlanmıştı. O günün  Kültür Bakanı o makalemi içeren dergiyi milletvekillerine  dağıttığını öğrenmiştim. Kim bilir kaçı okumuş, kaçı da bir kenara atmıştır.

Bilemem…

Uğur Dündar programına ara verdiğinde arkasında durduğum Bakana o makaleyi verip; “Bakın onun söylediklerinin hiç birisi doğru değil. Benim makalemde belgeleriyle bütün gerçekler yazlı” demiştim. Ercan Karakaş o kısa süreli aradan yararlanarak makaleyi ve belgeleri gözden geçirdikten sonra ikinci bölümde Asiltürk’ün söylediklerinin doğruyu yansıtmadığını belgeler göstererek anlatmış ve programın galibi olmuştu. Ercan Karakaş’ın bürokratı olarak her zaman huzurlu bir çalışma ortamı bulduğumu yeri gelmişken söylemek isterim.

 Arena sona erdiğinde; gördüğüm kadarıyla Bakan neşeli, Asiltürk ise keyifsiz, biraz kızgın görünüyordu. Önce Bakanı teşyi etmiştim ki; elinde bir kağıt ile Asiltürk bana yaklaşarak; “İsmini söyle ben sana gösteririm” demişti. Aslında Ayasofya müdürünün ismini bilmesi gerekirdi; yapmak istediği bana gözdağı vermekten öteye gidemiyordu.

Sonra ne oldu derseniz; hiçbir şey olmadı… Sizlerle yalnızca bir anıyı paylaşmak istedim; hepsi o kadar…

 

Bu yazı 807 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum