içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Pandora’nın kutusu

Kırk yıl düşünsem; mitolojideki bir mitos’un (Mitolojik efsane) siyasette tartışma konusu olacağı aklımın ucundan bile geçmezdi. Hemen her gün öylesine garip, beklenmedik olaylarla karşılaşıyoruz ki; şaşmamak elde değil…

Günlerdir bazı siyasiler, bazı yorumcular Pandora’nın kutusundan söz ediyor, bu yönde birbirlerine sataşıyorlar. Pandoranın kutusunun ne olduğunu bilen de bilmeyende bir şeyler söylüyor.  Böyle olunca mitolojideki Pandora kutusuna biraz katkım olsun istedim.

Yunan Mitolojisindeki (Aslında Anadolu mitolojisi olmalıdır) Pandoranın  kutusu  ilk kez Antik Çağların düşünürlerinden Hesiodos’un “Theogonia” ve “İşler ve Günler” isimli eserlerinde geçmiştir. Burada dünyanın ve kadının yaradılışı ile ilgili bazı efsanelere yer verilmiştir.

 Antik çağların ünlü tarihçisi Homeros’da  bu olayı şiirsel  bir dille anlatmıştır.

İnsanın yaradılışı bilimsel açıklamalar dışında dini inançların ve felsefenin öncelik verdiği araştırmalardan biri olmuşsa da bu konuda kökten bir açıklama hiçbir zaman yapılamamıştır.

 

 Hesiodos’a göre; Titanlar soyundan Iapetos ile Okeanos’un kızı Klymmene’nin oğlu Prometheus ilk insanı toprak ve balçıktan yaratmıştır. Onun yarattığı ilk insanlar güçsüz, doğaya korku duyan aciz kişilermiş... Mitoloji tanrılarının en büyüğü olan Zeus o zamana kadar yalnızca erkeklerden oluşan insan topluluğuna biraz da ders vermek için kadını yaratmayı düşünmüş, demirciler tanrısı Hephaistos’dan bunu istemiştir. Hephaistos’da balçığı su ile yoğurarak kadın vücudunu ortaya çıkarmıştır. Buna örnek olarak mitoloji tanrıçalarının en güzeli olan Aphrodite’yi seçmiştir.  Yapmış olduğu heykelin kalbine bir de kıvılcım koyunca balçıktan heykel canlanmış, diğer tanrıçalar onu giysilerle süslemiş, çeşitli hediyeler vermişlerdir. Armağan anlamına gelen Pandora ismi de bu kadına verilmiştir.

 

Tanrıların tanrısı Zeus Pandora’yı çok beğenmiş ve ona bir kutu armağan verirken bir de nasihatte bulunmuştur:

“Sakın sana verdiğim bu kutuyu açmayacaksın. Onun içindeki iyi ve güzel şeyler uzaklara kaçarlar ve onların yerini fenalıklar alır. Sonra seni rahat bırakmazlar. Bu kutuyu iyi sakla, yalnız senin değil, bütün insanların saadeti ve felaketi bu kutunun içerisindedir. Onun açılmasına bağlıdır.”

Zeus bunları söyledikten sonra Pandorayı Prometheus’un yanına ve insanların arasına  göndermiştir.

Kadınların çoğunda olan merak bütün duyguların önüne geçtiğinden kutunun içerisinde ne olduğunu öğrenmeye çalışmışlar. Pandora’da Zeus’un kendisine söylediklerini unutarak kutuyu açma yanlışına düşmüştür. Kutunun kapağı açılır açılmaz hep birlikte görmüşler ki; kutunun içerisinde hastalık, üzüntü, ıstırap, yalan, riya ve şehvet varmış…

Kısacası insanların yaşamını mahveden onları felakete sürükleyen ne varsa böylece ortaya çıkmış… Bunların hepsi havada uçuşmaya başlamış… Pandora yaptığını pişman olmuş ama elden ne gelir; olan olmuş bir kere… Hemen kapağı kapatmışsa da kutunun içerisinde yalnızca dışarı çıkamayan umut kalmış.

Böylece Zeus ilk kadını dünyaya yolladığında insanlara sorun çıkaracak ne varsa hepsini göndermiş…

Kadınlarımız yaradılıştan ve Pandora’nın kutusundan hoşlanmayacaklar ama bu yalnızca mitoloji de geçen bir efsane; aslında onlar bizim başımızın tacı…

 

Bu yazı 1045 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum