içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Parklarda yatan öğrencilerin düşündürdüğü!

Günümüzün eğitim çıkmazını, birbirini tutmayan düzenlemeleri, açılan yeni üniversiteleri gördükçe; bir zamanlar ne kadar huzurlu akıl ve bilim dolu bir eğitim aldığımızı şimdi çok daha iyi anlıyorum. Gerçekten bizim ve bizden önceki kuşaklar çok şanslıymış…

Bir zamanlar yaşadığımız o güzel günlerde; bugün olduğu gibi resmi ve özel üniversite enflasyonu yoktu, yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir’de üniversiteler vardı. Öğrenci sayısı da bugün olduğu gibi tavan yapmamıştı. Devletin öğrenci yurtları vardı; mali durumu iyi olan aileler çocuklarına ev kiralardı. Kısacası sorunsuz günlerdi. Üniversitelerin kalitesi de bugünlerden çok farklıydı… Üniversitelerden mezun olanların iş bulma sorunları pek yoktu; özel ve resmi kurumlarda yetenekli ve iyi bir eğitim almışsanız,  anında göreve başlarlardınız. Gözle görünür adam kayırma veya torpilden de pek söz edilmezdi. Olsa bile devede kulak gibiydi… Ben kendi hesabıma mezun olduğumda birbirinden farklı beş altı yere başvurmuş ve hepsinden de olumlu sonuç almıştım.

Dedim ya güzel günlerdi…

Bugünlere döndüğümüzde ilkokuldan üniversiteye kadar eğitim sorunları yaşandığını üzülerek görüyorum. Pandemi sürecinden sonra eğitim sorunu yine öncelik kazandı… Basında ve sosyal medyada yatacak yer bulamayan üniversitelilerin durumu insanın içini karartıyor. Çözüm derseniz; bizleri yönetenlerin öylesine çok işleri! Olmalı ki çözüm bir türlü bulunamıyor. Acımasız ev sahiplerinin yüksek kira istemelerinin yanı sıra yurt fiyatları ve hepsinden öte yer darlığı öğrencileri çaresizliğe düşürüyor. Üniversiteye başlamanın sevinci içerisindeki öğrenciler şimdi İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere birçok büyük şehirde parklardaki banklarda sabahladıklarını basından öğreniyoruz. Yurt bulamayan kız öğrenciler eğitimlerine devam edecek mi yoksa vaz mı geçecekler?

O da bilinmiyor…

Çadır kuranlar gözaltına alınıyormuş, sonra da serbest bırakılıyormuş…   

İnsan elinde olmadan düşünüyor; suçluysa neden serbest, suçlu değilse neden göz altı…

Tatil yörelerinde olur olmaz yerlere çadır kurmak serbest,  yurt bulamayan öğrenciye yasak…

Garip bir çelişki…

Yatacak yer bulamayan öğrencilere imkânları doğrultusunda bazı CHP belediyeleri ile hayırseverler yardım etmeye çalışıyorlar ama yeterli mi?

Kuşkusuz devlet bu çocuklara elini uzatmalı, onları beyinlerini yıkayacak tarikat yurtlarına düşmelerini önlemelidir.

Büyük olasılıkla başta öğrenci yurtları olmak üzere alt yapısı hazırlanmadan il ve ilçelerde peş peşe açılan üniversite ve yüksek okullar bugünkü çarpık düzenini hazırlamıştır. Basından öğrendiğimiz kadarıyla apartmanlarda bile üniversite açılmış!... Öğretim üyeleri de tartışılır. Acaba kaçının bilimsel kitabı, uluslararası kongrelerde tebliğleri var? Yabancı bilimsel dergilerde bizimkilerin kaçının makalesi kaynak olarak gösterilmiştir.  İşin üzücü bir başka yanı da bazıları hakkında başkalarının eserlerinden intihal yaparak unvan kazandıkları suçlaması bile ortaya atılıyor. 

Yurt bulamayan öğrencilerin üzerine gidildikçe; anlaşılan onların altından daha başka nice sorunlar çıkacak… Günü gelince hep birlikte görecek ya elden bir şey gelmeyince üzülecek ya da böyle gelmiş böyle mi gider diyeceğiz.

Gençler bir ülkenin geleceğidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk birçok başarılı öğrenciyi yurt dışına gönderirken her birine çektiği telgrafında; “Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz” demişti.

Napoleon Bonapart’ın şu sözü de unutulmamalıdır: “Ben, bütün başarılarımı gençliğimde çektiğim açlık ve çilelere borçluyum.”

 

Bu yazı 594 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum