içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

AYDIN ABİ… (Aydın Erdoğan Anısına)

Ben Datça’ya geleli 19 yılı geçmiş. İnsan bir yerden bir yere gidince, orada tanıdıklarını, ya da siyasi birlikteliği olacakları arar. Hele bizim gibi 68 kuşağı denen kuşak buna daha çok dikkat eder. Tabii 12 Eylül 1980 sonrası, ne değin yanıltıcı olduğunu, zamanla yaşayarak öğrendik.

Ben Datça’ya geldiğimde, bazı referanslarla gelmiştim. Bazılarından, bazılarına selamlarla.

Ankara’dan siyasetten kaçarak gelmiştim. Yazacaktım, dinlenecektim, 700-800 sayfalık birikmiş anılarımı yazacaktım. Olmadı.

Ankara’da siyasetin tam göbeğinde. Sivil toplumun da tam içindeydim. Datça’da kurulu bir derneği teslim ettiler bana!

Ora bana yeterdi. Olmadı, yine bulaştık. Neyse bunları ileride (Kol Kırılsın Yen İçinde kalmasın diye) anlatacağım…

Nereden bulaştırdılar ise, bir meclis üyeliği adaylığım oldu. Yeri gelmişken yazayım. Benim kişisel olarak öyle bir talebim hiçbir zaman olmamıştır. Zaten nedir ki!..

Datça’da 3 yerel gazete çıkıyor. Birisini Aydın Abi yeni kurmuş bir ortakla, orada benim atanmam üzerine bir demeç veriliyor…hem de hiç CHP’li olmamış, ama hep CHP li meclis üyesi olmuş bir zat tarafından,”…Böyle atama olmamış..” diyor…Oysa Belediye başkanı ve ötekilerin hepsi de atanmış. Benim ki, kontenjanmış…Böyle imar işleriyle uğraşan belediye yetkililerini hiç sevmedim, sevmem…Tabii ki içlerinde işini düzgün yapanlar da var. Onları ayrı tutarım.

Ben, bunu gazetenin düzeltmesini istedim. Şöyle bir yazı gönderdim. “Bu benim talebim değildir…” diye…

İlk sayıda aynen şöyle çıktı ”Bu benim talebimdir…” Haberi yapanı tüm Datça tanıyor. Bunu ileride adıyla sanıyla yazacağım. Ama siz biliyorsunuz…

Daha önce beni doldurmuşlardı;

-Aydın Erdoğan huysuzdur…

-Aydın Erdoğan bir sürü katakülli yapar,

-CHP’ye düşmandır…

-Sağcıdır…Faşisttir…gibi.

Hatta,

-Kendisinin kaymakam olduğunu söylüyor, kaymakamlık bile yapmamıştır. Bir iki yerde kaymakam vekilliği yapmıştır o kadar… Öyle anlatılıyor.

Neyse bunlar uzun hikaye… Gelelim tanışmamıza.

Ben, O’nun ortak olduğu gazetede haysiyet cellatlığı yapan, maddeye tapanlara karşı, Datça Ekspres gazetesinde bunlara yanıt verdim. Yazımın başlığı da “HABERİN NAMUSU…”

Yeri gelmişken yazayım; Arif Kemal Mazmanoğlu, yazdığım hiçbir yazıyı reddetmedi, sansür uygulamadı. Olduğu gibi yazdı. Benim tanıdığım namuslu insanlardan biridir Datça’da…

Bu gazeteyi okumuş. Benimle görüşmek istedi. Ben de hikayeyi baştan sona anlattım. Gözleri doldu. Ha ağladı, ha ağlayacak…neyse, kısa bir süre sonra iki gazetede Tüketici köşesi yaptım.

Daha sonra Datça Havadis Gazetesinde, siyasi yazılar dışında köşeler hazırladım. Hala devam ediyorum.

Aydın Erdoğan’ı nasıl anlatırsın derseniz, şöyle anlatırım;

Ben, biyografik bir anlatış yapmam.

O’nun mücadelesini anlatırım. Bildiğimce…

-1950-1960 arası Siyasal Olayların en yoğun olduğu bir dönemde Siyasal bilgiler Fakültesi öğrencisidir. Hocaları devrimcidir. Üzerlerine DP (Demokrat Parti) iktidarınca kurşunlar yağdırılır. Hiç tınmazlar. O yiğitlerden biridir Aydın Abi…

-Doğan çocuğunun adını Devrim koyacak kadar yüreklidir.

-Doğuda, Bismil’de, ağalara karşı yoksul köylülerin yanında yer alır. Gazetelere manşet olur…

-Beypazarı, Isparta’da (Atabey) kaymakamlığından sonra Demirel tarafından valilik kararnamesi hazırlanırken, tüm bunları bırakır. Gazeteci olur. Uzun yıllar Akdeniz Haber Ajansının başında bulunur. Hatta Kemal Ilıcak’tan aldığı yetkiyle, Nazlı Ilıcak’a yazı yazdırmayan adamdır Aydın Abi…

-Aydın Abi, devrimcidir. Anti-faşist, anti-kapitalisttir. Öyle kimilerinin anlattığı gibi, sağcı, falan değildir. Nefesini verdiği son güne kadar olayları, Türkiye’nin gittiği karanlığa karşı yapılması gerekenleri anlatan, takip eden biridir.

-Çok merhametlidir. Hepimizin üç ayda aldığı ücreti bir ayda alırdı. Ama, cebinde ay sonunu getirecek parası olmazdı. Birincisi gazeteye harcar, ikincisi, kime kaç lira vermişse geri istemezdi. Zaten bir şiarı vardı. Bana derdi ki:

-“Para verirken geri alamayacağımı düşünerek, öyle abartılı paralar vermiyorum “ derdi. Ama 5-10 kişiye küçük de olsa verince, kendine para kalmazdı.

-Kimseye kazık attığını görmedim, aksine çoğu kişiden kazık yemiştir. Bunu da hiç çekinmeden yazmıştır.

-İmar Kanununu, İl İdaresi Kanunu çok iyi bilirdi. O nedenle arsa, inşaat yamyamları onu bu Datça’da hiç sevmedi.

-Rantiye ve şantiyecilere karşı hep savaşım verdi…

-Duygulu insandı. Çok acıklı öyküler anlattığımda, gerçekten ağlardı…

-Gündemin sıkı takipçisiydi. Zafer Arapkirli’yi, Can Ataklı’yı zevkle izlerdi. Onlar yayını bırakınca,”-Benim bu sıcaklarda yelpazelerim gitti” derdi.

-Şu Datça’da onu sevmeyenleri yukarıda anlatmaya çalıştım. Bir kez daha yazayım. Eğer birisi Aydın Erdoğan hakkında kötü bir söz söylüyorsa, mutlaka yamuk bir işi vardır…Bunu tüm kalbimle söylüyorum…Araştırın bakın…Ben bunları teker teker tanıyorum.

-Birisi hariç…Onunla şurada hiç anlaşamazdık. Ki, son zamanlara kadar. Son zamanlar da o da bana hak verdi. İki önceki Belediye başkanını nedense sevmezdi. Ben de-Abi, bu adam hakkında bir tek hırsızlık, yolsuzluk davası yok. Bir tek dava açıldı, o da 1 metrekare büfe yüzünden, ondan da beraat etti…” derdim. Zaten Önceki belediye başkanı hakkında haysiyet cellatlığı yapan, kendi partisi içindeki kişilerdir. O cellatlık sayesinde yol açıp, siyasetin üst katlarına tırmanmaya çalışmış bir sürü insan var…Neyse konu dağılmasın. Bunları da ileride nasılsa yazacağım…Son zamanlarda bana hak veriyordu. Haydi adını da yazayım; Erol Karakullukçu. Şöyle dedi bir gün;

-Yahu adam hastaymış, bir geçmiş olsuna gitmek isterim. Bunları görünce, onun neler yaptığını daha iyi görüyorum derdi…Fırsat olup, onları barıştıramadım. Bu da benim ayıbım olsun.

Cenazesine baktım. Bir tek rantiye ve şantiyeci yoktu. Pırıl pırıl insanlar vardı.

Mülkiye’den (Siyasal Bilgiler Fakültesi) arkadaşlarıyla hiç kopmadı. Haftanın birkaç günü, O’nun bahçesine çıkar, günlük, haftalık, yıllık Türkiye ve Dünya üzerine konuşurduk. Şu TV’lerde dinlediğiniz ciddi program ve tartışmalar var ya…Onlara on basar. Çünkü biz maddi olarak bir yere bağlı değiliz. Beni de aralarına kattıkları için hepsine sonsuz teşekkür ediyorum.

Bizi bir beton gibi birbirimize yaklaştıran, bağlayan Aydın Abi idi.

Bu geleneği onun adına sürdürmeye çalışıyor dostları. Haftanın bir günü onun bahçesinde, onun sandalyesinde O’nun fotoğrafı karşısında toplanıp, O na da söz hakkı! verip dertleşeceğiz… Şimdilik çala kalem bu kadar yazdım. Işıklar içinde uyu, güzel Abi…

 

Bu yazı 267 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum