içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

DOĞRULUK mu, GERÇEKLİK mi?

Doğru; göreceli bir kavram! Kişilerin bakış açısına göre değişkenlik gösterebilir...

Gerçek; kesin bir kavram! Ortaya çıkmış, görülmüş, değişkenlik göstermez!

 

Sosyal medyada, doğru ya da yanlışlık farketmez, gerçeklikler  paylaşılabilir... Yanlış ve uydurma da olsa bir görüş, durum, olay, konu ortaya çıkmış yani gerçekleşmiştir...

 

Gazetecinin buradaki farkı, yorum yapmadan duyurması şekliyle olur... Duymuştur, biliyordur, görmüştür, yani olay ya da konunun bir gerçekliği vardır, bilgilendirmesi yapılabilir...

 

Gazeteci; gerçekliğin görülmesini, bilinmesini, duyulmasını sağlayan kişinin kendisidir... Olay ya da konunun doğru ya da yanlış olması, gazeteciyi bağlamaz, çünkü o, taraf tutamaz, taraftar olamaz!

 

Gazeteci, söylenti, iddia, görüş hakkında bilgilendirirse duyurursa gösterirse ya da paylaşım yaparsa bu ille de doğru olan birşey değil, gerçek olan bir durumdur.. Bu konuları, kamunun BİLGİSİ OLSUN düşüncesiyle duyurur!

 

Bilgilenenler, bilgilendikleri konuya katılmazsa ya da yanlış bulursa düzeltebilir, karşıt görüşler sunabilir! Bu, öyle değil, böyle diyebilir... Ancak  yorumu her zaman duyup bilgilenen kişiler yapar...

 

Gazeteciye, bu tür paylaşımı niye yaptın, niye duyurdun, niye anlattın deme tarzında bir eleştiri yapılmaz, kasıt aranıp suçlanmaz!

 

Bilgilenenlerin varsa bir bildiği, bir eleştirisi, bir onayı, bunu belirtebilir ya da açıklayabilir...

 

Sonuç olarak ortada, gerçekleşen, söylenmiş, açıklanmış, düşünülmüş bir eylem ya da durum vardır. Yani gerçek bir olgu söz konusudur... Aktarılanların çoğu, doğru olmayabilir... Bilgilenen kişiler, bilgilendiklerine onay da verebilir, yanlış olduğunu kanıtlamaya da çalışabilir veya doğruyu belgelendirebilir.

 

Ama olgu ve olayın, gerçekliği değişmez, değiştirilemez!

 

BİLEN, BİLGİLENDİRİR!

 

Bilirsem, doğruluğu değil, gerçekliği vardır, bunlardan da kamunun BİLGİSİ OLUR!

 

Yorumu bilgilenen yapacağı için bilgiye katılmazsa veya yanlış derse karşı çıkıp düzeltebilir!

 

Bilgilendirene bu tür paylaşımı niye yaptın tarzında sorgulama yapılmaz...

 

Bilgilenenin varsa farklı bir bilgisi, bunu da belirtirse daha açıklayıcı, eğitici ve öğretici bir tartışma ortamı  yaratır...

 

Bu şekilde önceki aktarımların gerçekliği değiştirilemese de bilgilendirmenin doğruluğu değiştirilebilir!

 

Söylemlerin yanlış olduğu, söyleyenlerin yanıldığı belirtilirken karşı tezler sunulur, gerekirse  belgelendirilir...

 

Yorumlar yine bilgilenenlerin bilgisi düzeyinde yapılır ama yargılamadan ve dayatmacılıktan da uzaklaşılır...   

 

Gazeteci, duyduğunu, gördüğünü, bildiğini paylaşır ki durum, aktardığı gibi değilse bile karşıt görüşlerle doğrulara ulaşılabilinsin...

 

Bu nedenlerle sosyal hayatta sadece doğrular paylaşılamaz! Yaşanılanlara ya da gerçekleşen olgulara katılmasa da  bilgilendirmeler yapılabilir...

 

Uydurma ya da iftira da olsa  gerçekleşmiş bir olgu vardır...

 

Adamın biri, bir videoda, tekme attığı kediyi denize fırlatıyor. Bu olay, yorumsuz olarak paylaşılır ve duyurulur...

 

Bu videoyu görenler, gazetecinin kedinin tekme ile denize atılmasına memnun olduğu, sevindiği ve onayladığı için videoyu paylaştığını düşünürse kendisi, her gördüğünü doğru zannedenlerin sınıfına girer... 

 

Olgunun yorumunu herkesin sadece kendisi yapabilir. Bilgilendirme yapanı sorgulamadan ya bilgiyi doğru kabul eder ya da itirazını dile getirir!

Gösterilenle ilgili olarak, bir yorumda bulunmayan gazeteci, kınanamaz, kendisine niye bilgilendirdin sorgulaması yapılamaz!

 

Şahsi düşünceleri oluşsa da sadece görülen gösterilir çünkü gazeteci, savcı ya da hakim değildir...

 

Bilgilendirmeyi niye yaptın, neden  gösterdin, niçin paylaştın yargılaması yapılmadan, gösterilen konu üzerinde konuşulur, tartışılır, fikir belirtilir, alkışlanır, ağlanılır, onaylanır, yerilir...

 

Adam birini öldürürse gerçeklik, 5N,1K kuralı ile anlatılır. GAZETECİ; adam öldürdüğü için birini yargılayan kişi değildir...  Gazeteciliğe heveslenenlerin dikkat etmediği asıl durum da budur! O nedenle yerelde, gerçek bir GAZETECİ mumla aranır zaten!

Olumlu olumsuz eleştiriler bilgilenenlerce yapılsa da yargılama işi sadece mahkemelerin işidir.. Suçlunun kararını, mahkemeler verir...

 

Gerçekleşen söylem, olay ve olgular, bilinmesi gerektiği için yorumsuz olarak, duyurulmuş ve paylaşılmıştır...

 

Olgunun haber ya da bilgilendirme olup olmayacağına, sadece bilgilendiren kişinin kendisi karar verir... Olgu bilgilendirmesi, kişilerin onayını gerektiren, kesinlikle doğru olan konuları kapsamaz... İlgilenen, ilgisi oranında fikrini belirtir ya da ilgisi çekilmezse o konuya boş verir...

 

Bilgilendirme nedeniyle sevinmenin, alınganlık yapmanın, gocunmanın, kahrolmanın, bunu nasıl aktarır şeklinde düşünce oluşturmanın gerçekliğe bir etkisi olamaz!

 

Kafalar kuma gömülecekse birileri hiç duyurmaz, diğerlerinin de hiç haberi olmaz zaten!

 

Eğer bilgilendirmelerde bir hata, yanlışlık, iftira varsa taraf olan bilgilenenler kötü imajları silmek için  uğraşabilir, doğrunun bilinmesi adına, çaba sarf edebilir...

 

GAZETECİ ise bu karşıt yeni bilgilendirmeleri de yine hiçbir yorum katmadan duyuracak olan kişi olacaktır!

 

Gerçekleşenler, gerçekleşmesi planlananlar, bilgilendirme ya da haber değeri taşıyabileceği için olasılıklar üzerine gerçeklikler kurulamaz!

 

Olasılık durumları yorumlamaya girer. Olasılık içeren konu, haber ya da bilgilendirme olamaz, uzman görüşü gerektirir...  Olgunun olasılık yorumunun artık bir köşe yazısına dökülmesi zorunludur...

 

Düşünenlerin Düşüncesi - Tülay SÜKÜN

Bu yazı 613 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum