finans haberleri

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Geleneksel sofra kültürümüz

Ne demiş atalarımız, “Bir Türk’e selam ver, yemeği düşünme”

Geleneksel sofra kültürümüz
Haberi Sesli Dinle

Sofra kuruldu mu ister tanrı misafiri olsun, ister karnı tok olsun gelen misafire mutlaka yemek yediririz. Misafire ikramda kusur etmemek, çok eskiden beri Türk geleneğidir. Ziyafet veren ev sahipleri, misafirlerine ilk lokmaları kendi elleriyle yedirirlerdi. Sofrada misafir varsa, yaşlılardan ve rütbece büyüklerden önce misafire servis edilir, sofradan tok ve memnun kalkması için ellerinden geleni yaparlardı.

Yemek çok önemlidir kültürümüzde; hazırlanışı, sunuluşu, düzeni kendimize özgü kurallar içermektedir.

Yemek ve sofra kültürü toplumların kimlik inşasında en önemli ögelerinden biridir. Bu gelenek coğrafya, din, savaş ve göçlerin etkileşimi sonucunda ortaya çıkmıştır. Türk ve Anadolu mutfağı da en az Türk tarihi kadar eski ve güçlü bir mutfaktır.

Sofralar ailenin kaynaşması için kurulurdu

Bugün olduğu gibi geçmişte de sofra, tek başına yemek yenen bir mekan değildi. Sofra, her yönüyle kutsallık atfedilen ailenin, kutlamalar ve şenliklerde ise tüm toplumun bir araya gelerek karınlarını doyurduğu, birlik, dirlik ve neşenin sembolüydü.

 

Eskiden sofra kurulumunda biri kuşluk vakti biri de akşam yemeği olmak üzere günde iki defa yemek yenirdi. Sofra kurulumunda önce odanın ortasına, yere, geniş ve kalınca bir sofra bezi yaydıktan sonra onun da ortasına kahve iskemlesine benzeyen bir destek getirilip, konulurdu. Üzerine konulan ve “sini” denilen yuvarlak, kalaylı bakırdan ya da pirinçtendi.

Genelde sofralar çiçeklerle süslenir ve yemeğin görünüşü, iştah açıcı olması için yemekler de süslenirdi. Yemeğe genellikle çorba ile başlanır, ardından daha ağır yemeklere geçilirdi. Ekmek çok kutsal kabul edilir, sofraya ekmeksiz oturulmazdı. Ekmek bıçakla kesilmez, elle bölünürdü.

Ellerin silinmesi için “yağlık” adı verilen büyük mendiller ve peşkirler kucaklara serilir, sıcak yemekler ya toprak yahut bakır kapaklı sahanlarda servis edilirdi. Bazı yemekler tahta kaşıkla bazıları ise elle yenilirdi. Sofrada servisi ya evin hanımı ya da evin genç kızları yapardı.

 

 

Gerek aile sofralarında gerekse topluca yenilen kutlama yemeklerinde et bıçakla kesilerek herkese yaşı ve sosyal statüsüne göre dağıtılırdı. Buna “ülüş”, yani yemek payı denilirdi.

Türk sofralarının en önemli kuralı “Edep”

Hem geleneksel hem de şehir yaşantısında sofraya mutlaka eller yıkanarak oturulur. Sofraya temiz kıyafetlerle oturmak esastır. Yemek yeme esnasında yemek koklanmamalı ve soğutulmak amacıyla üflenmemelidir. Yemek yerken ağız şapırdatılmamalı, diş karıştırılmamalı, sofraya doğru öksürmemeli, hapşırmamalı, baş ve gövde kaşınmamalıdır.

Yemek kaşığı çok doldurulmamalı, ağıza alınan lokmalar çok çiğnenmeli, sofraya ya da herhangi bir şeye eller silinmemeli, eller ve bıçak ekmekle temizlenmemeli, kaşık ve çatal üzerine ekmek konmamalı, ağızda lokma ses çıkararak çiğnenmemeli, kimsenin yediği gözetlenmemeli, ekmek kırıntısı yere dökülmemelidir.

 

 

Tabağın içindeki yemeğin de bitirilmesi gerekmekte eğer bitirilemiyorsa da israftan kaçılması için, geride bir şey bırakılmamaya çalışılmalıdır. Yenen yemekten kemik, sebze, meyve kabuğu vb. şeyler kalıyorsa, bunları kişi, kendi tabağına koymalıdır.  Yemek yeme esnasında aynı tabağa aynı anda kaşık uzatılmamasına dikkat edilmeli, eğer kaşık uzatılmış ise de önce büyüğün alması beklenmelidir. Bu davranış, sıra beklerken yemeğin ağır yenmesini, dolayısıyla da az yemek yemeyi sağlar ve bu yavaşlık da sağlık açısından önerilendir.

Sofrada sadece yemeğe kaşık uzatma değil aynı anda su içmek de uygun görülmemektedir. Sofradan kalkıp tuvalete gidilmesi de hoş karşılanmaz, ancak mecburi durumda izin istenilerek sofradan kalkılır. Sofrada uyulması gereken davranışlar sadece bu örneklerle sınırlı değildir.

Geleneksel yemek yeme kültürümüzde bağdaş kurarak yere oturmak ve dizlerin üzerine serilen bezin ya da altlığın yerini günümüzde sofra, masa, bakır çanaklar ise porselene bırakmıştır. Sofra kültüründe ortak kaptan yemek yeme de yerini ayrı tabaklara bırakmıştır.

 

 

Günümüzde artık yemek yeme iki zıt anlamı beraberinde taşımaya başlamıştır. Hızlı tüketilen yemek anlayışı ile ayakta veya başka işlerle meşgul iken yemek ya da abartılı sofra ve abartılı tüketimler boy gösterirken, bazen de zaman kaybı olarak düşünülmektedir.

Hızlı toplumsal değişimin, yaşam tarzını, Türk mutfağını ve sofrasını da etkilediği yadsınamaz bir gerçektir. Bu gerçekte sofra kültürünün birleştirici özelliği kalmamış ya da hemen hemen yok olmaktadır. Değişen yemek kültüründen ziyade üzücü olan nokta sofra kısmıdır.

Sevdiklerinizle, yine ve yeniden sofralarda buluşmanız dileğiyle…

 

 

 

Tarih: 27-02-2021

FACEBOOK YORUM
Yorum