finans haberleri

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Sonradan Datçalıdan, Datça Hikayeleri (3)

Sonradan Datçalıdan, Datça Hikayeleri (3)

Sonradan Datçalıdan, Datça Hikayeleri (3)
Haberi Sesli Dinle

Datça’da, Öğretmen evinde  ısınma problemi ortaya çıkınca, uzun kış günlerinde problem olmaya başlamıştı.  Kiralık ev  bulma problemini çözmeye, çalışma arkadaşlarım yanında tanıştığım turizmci arkadaşlar da  yardımcı olmaya çalışıyordu.

Münih’ten getirdiğim aracın gümrükteki işlemleri zaman alınca, araçsız  Datça merkezini tanıyabilmiş, Cumhuriyet Meydanında Belediye Başkanı Mustafa Soytok’u  ziyaret etmiş, Datça turizmi konusunda sohbet etmiş , Belediyenin bastırdığı  Datça kitabını almıştım .Otellerin durumu, konaklama ve liman ve tekne gezileri, mavi turlarla ilgi bilgiler derlemiştim.

 Bir zamanların Denizcilik İşletmelerinin  ünlü İzmir- İskenderun arasında çalışan feribotunun   Datça’ya da uğradığı, Datçalıların feribottan gelenlerden kazandıkları  ile  ticaret yapmak için  İzmir’e gitmelerinde  feribotu kullanmalarından belirli yaşın üstündeki Datçalıdan çoğunun  bahsetmesi, deniz yolunun öneminin büyüklüğünü vazgeçilmezliğini gösteriyordu.

 Nihayet, arabanın  gümrük işlemleri zamanı gelince, Ankara’ya gitmiş, dönüşte, Dolmuşla her virajda bir sağa bir sola savrularak  geldiğim Datça  yollarında  bu kez direksiyon sallayacaktım. Yağmurlu bir akşamda, Marmaris’te Datça yoluna girmeden önce  benzin  almak için petrol istasyonuna  girmiştim. Pompacı 06 plakasını görünce nereye gittiğimi sormuş, Datça cevabını verince ‘Abi ne işin var Datça’da, yolu çok kötü, Marmaris’te kal’ deyişini unutmuyorum. Pompacıya  Datça’nın Turizm Müdürü olduğumu söylememiş,  ’gitmem gerekli’ diyerek yeniden yola çıkmıştım. Dolambaçlı dar yolda ilerlerken, arabanın hızının 20-30 km’ye düştüğü oluyordu. Emecik köyünü geçip Karaincir mevkiine geldiğimde yol düzleşmiş, Datça  uzaktan göründüğünde rahatlamıştım.70 km’lik yolu 2,5 saatte  bitirdiğimde, pompacının sözlerini düşünmeden edemedim.

Artık, Datça’nın çevresini tanımaya başlayabilirdim. Elimde Belediye Başkanı Mustafa Soytok’un hazırlatıp bastırdığı  rehber kitapçık, ile  fotoğraflardaki yerleri görebilme  imkanı sağlayacaktı motorize olmak. Köylerine, koylarına bitmeyen gezilerin ilkine çıkmıştım. Knidos ören yerine kadar  uzanan 3o km yol üzerinde her dolambaçta, bükte farklı bir manzaraya sahip oluyordum. Yaka köyünü, geçip yazı köyüne ulaşınca bir kahve önünde Yazı Köyü Muhtarı Cengiz Ayaydın, ile önünde buluşup, Knidos’a  doğru devam etmiştik. Kahve hanenin yanında  berber dükkanında bir kadının usturasıyla birinin sakalını tıraş ettiği dikkatimi çekmişti.

Knidos’un ayakta kalan sütunları, mermerli  caddeleri, 2 limanını, tapınakları, tiyatrosunu  görüp, bekçi evinde çay eşliğinde,görevliler Salih Bora ve Kamil Kadir Ersoy Karakaş ,Hüseyin Doğu Topuz ile tanışmış, sohbet ederken 10 yılı bulan Mersin, Adana, Karatepe, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde  geçirdiğim müzecilik anılarımı yaşamıştım.

Günlerin kısa olması, başka bir günde daha  uzun bir gezi yapmaya karar verip, Datça’ya dönüşte yazı köyünden geçerken, yavaşlayıp berber dükkanına göz atmadan geçemedim. Erkek berberinde  kadını bu kez  elinde makası ve tarağı ile saç keserken görüyordum. Münih’ Bavyeralı kadın berberin yaptığı saç tıraşı sonunda,’6 hafta idare eder ‘ deyişini  ve her 6 hafta da bir koltuğa oturuşumu hatırladım.

(SÜRECEK)

Tarih: 16-12-2021

FACEBOOK YORUM
Yorum