finans haberleri

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Ekmek üzerine!

Siyasilerin söylediklerinden ve medyada yer alan haberleri göre ekonomimiz her geçen gün biraz daha çıkmaza giriyor. Marketlerdeki, pazarlardaki birbirini tutmayan fiyat artışları bunun en açık göstergesi olmalı. Marketlere gidenler doğal ihtiyaçlarını almakta zorlanıyor, fiyatları sabit kalanların ise gramajları düşürüyor. İnsanlar bunun ne kadar farkında bilemem…

Anlaşılan orta sınıf hemen hemen ortadan kalkmış gibi… Zenginler ve fakirler arasındaki makas açıldıkça açılıyor. Son olarak ekmek ve simit fiyatları da çeşitli illere göre değişiyor; bazılarında fiyat artışının yanı sıra  onların da gramlarında azalma  olduğu yönünde şikayetler artıyor.

İstanbul Ticaret Odası (ITO) 230  gram ekmeğin 2.5 liraya satılmasına karar vermiş. Fırıncıların buna ne kadar uydukları bilinmiyor.

Rahmetli Süleyman Demirel yıllar öncesinde; “İnsanların ekmeğiyle oynamayın, tehlikelidir” gibisinde bir söz söylemişti. Bugün düşünüyorum; gerçekten yerinde söylenmiş bir söz… Bizim insanımız ekmek tüketimine diğer ülke insanlarından çok daha fazla düşkündür. Örneğin karayollarında otobüs terminallerindeki lokantalarda masaların üzerinde yığınla ekmekler konurdu. Uzun süredir otobüsle şehirlerarasında seyahat etmediğimden bugünlerde de öyle olup olmadığını bilmiyorum.

Kore savaşına askerlerimizi götüren ABD gemisi o günlerin koşullarına göre bir aya yakın süre denizde yol almışlardı. ABD yönetimi bizim ekmek tüketimimizi hesap edemediklerinden kendi askerlerine göre un stok etmişler, yarı yolda un tükenince telaşa kapılmışlar ve bir şekilde tedarik etmişlerdi. Bu örnekte gösteriyor ki; bizim insanımız için ekmek önemli bir gıda maddesidir.

II. Dünya Savaşı yıllarında İsmet İnönü’nün basiretli politikasıyla ateş çemberine girmekten kurtulmuştuk. O yıllarda  kendimize yetmeye çalışıyor, ayrıca büyük bir ordu beslemek zorunda kaldığımızdan ekmek karneye bağlanmıştı. Sonraki yıllarda o günün koşullarını dikkate almayan bazı politikacılar bunu seçim malzemesi yapmışlardı.

Herkesin bildiği gibi un, maya, su ve biraz tuz karışımından oluşan hamurun yoğrulup pişirilmesinden ana gıdamız ekmek elde edilmektedir. Ekmeğin çeşitli örnekleri vardır; bunlar tuzsuz ekmek, kepek ekmek, mısır ekmeği, tava ekmeği, beyaz ekmek gibi… Geçmiş yıllarda bir de diğerlerinden francala denilen bir ekmek vardı. Çocukluk yıllarımdan hatırladığıma göre karaborsa satılırdı!...

Ekmekle ilgili dilimize yerleşmiş birçok deyimimiz vardır. Bunların başında ekmek kavgası, ekmek parası, ekmek aslanın ağzında, ekmek Bedir’in su Hıdır’ın  yiyin  kudurun, ekmek düşmanı,  ekmek elden su  gölden, ekmeğinden olmak, taştan ekmeğini çıkarmak, ekmeğini eline almak gelir.

Günümüzde ekmek ve simit fiyatlarının artmasının nedeni hepimizin bildiği gibi döviz kurlarına bağlıdır.  Dolara endeksli ekonomide çoğu tüketim malzemeleri dışa bağlı olunca ekmek fiyatlarının artması da kaçınılmaz oluyor. İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri Halk ekmek adı altında topluma ucuz ekmek sağlamaya çalışıyorlar. Böyle olunca da doğal olarak daha ucuz ekmek almak isteyenler kuyruklar oluşturuyor. Bence takdir edilecek bir tutum; bu ortamda diğer belediyeler de onları kösteklemek yerine yardımcı olmalıdırlar.

Fırıncılar da bu durumdan şikâyetçiler; ithal buğday fiyatlarının,  kira, maya, elektrik, yakıt artması onları da zor duruma düşürmüştür. Bir zamanlar Türkiye kendi buğdayı üretip kendi ofislerinde satışını yapıyordu. Kısacası geçmişteki zor günlerde bile kendi kendimize yetiyorduk. Dilenciler bile bir ekmek parası derlerdi…

Bu yazı 1157 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum