içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Hamili kart ve torpil!

Bir zamanlar bu sözcüğü ne çok duymuştuk; yetkili ve etkili göreve gelenlerin eşlerini,  dostlarını, yakınlarını kayırmaları ve onlara ikbal sağlamalarının bulaşıcı bir hastalık olup olmadığını hep düşünmüşümdür. Kuşkusuz hastalık ise bulaşıcı olmalıdır.
Hastalıkları  meydana getiren mikroplar yalnızca biyolojik ve tıbbi  değildir. Bu hastalığın  bir de  toplumsal veya sosyolojik  yanı vardır; Nedense önemli görevlere gelenlerin çoğu eşlerini, baldızlarını, amcalarını, kardeşlerini, eniştelerini, yeğenlerini, yandaşlarını kayırdıkları  onlara olanaklar sağladıkları her dönemde görülmüştür. Burada önemli olan; kayrılanların ehil olup olmadıklarıdır.  Bunun dünyada pek çok örneği vardır, Halk arasında bunun adı torpildir; torpilin varsa sırtın yere gelmez anlamında kullanılır. Argo da kuyruklu yalan, olarak söylenirse de iltimas, tavsiye anlamına da gelir. Örneğin torpili olan işe girmiş gibi… Bizim zamanımızda sınıfta kalanlara torpillendi denilirdi. İltimas bulana torpil buldu; teftiş sırasında torpile çarptı yakalanmak anlamında kullananlar da vardır. 
Bunun gibi davranış biçimleri bulaşıcılığıyla  torpil hastalığı bizde kaçınılmaz oluyor. Bulaştığında da ahlakı etkiliyor, adalet duygusunu zedeliyor, yetersizin yeterliye üstünlüğünü ortaya koyuyor. 
Tarihe baktığımızda; Osmanlıda bunun pek çok örneğini görürüz. Bazılarının dediği gibi kayırmacılık AKP döneminde başladı demek bence yanlıştır, Torpil ondan önce de vardı; belki de o dönemde biraz hız kazanmıştır diyebiliriz.  .
Bir zamanlar kartvizitlerle torpil yapılırdı. Şimdilerde oluyor mu bilemem… Makam sahipleriyle yakınlığı olanlar kartvizitlerine “Hamili kart yakınımdır işini görün” gibisinden bir şeyler yazarak torpil arayanın eline verip gönderirlerdi. Bunların ne kadarının işinin görülüp görülmediğini şimdilerde bilememse de bu tür kartlar elden ele çok dolaşmıştır.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel yerel seçimleri kazandıktın sonra belediye başkanları ve il, ilçe yöneticilerine millet bize güvendi, eş, dost, akraba kayırmalardan uzak durmalarını söylemiştir. Ancak medyadan öğrendiğimize göre eski alışkanlığın devam ettiği ve bu tür eş, dost akrabalarının atandığı basında yer almaya başlaması önlenemezse, Özel’in işinin zor olacağını gösteriyor. Afyon’da, Balıkesir’de ve Bursa’da yakınlarının atandığı görülmüştür. Bursa’da baldızını ve yeğenine görev veren Bursa belediyesi Belediye Başkanının skandal haberinin duyulması üzerine  “ Benim kardeşimin oğlu Soy ismi Bozbey olan bu gençler çalışmasınlar mı” diye savunması Özel’in sözlerine karşı tam bir skandal savunma olmuştur.
CHP önceki bu tür atamalara karşı olanlar tarafından oy almışlardı. Aynı işlem devam ederse seçmenin önümüzdeki seçimde bunu nasıl karşılayacağı biraz düşündürücüdür. Güç bizde her istediğimizi yaparız, kimseye hesap veremeyiz düşüncesinden kaçınmalıdır.
Hamili kart ve torpil olaylarının sürme eğilimi bana geçmiş yıllarda yaşanmış bir olayı hatırlattı.
Cumhuriyetin kuruluşunun ilk yıllarında yurt dışına seçilen başarılı gençleri devlet bursu alarak gönderiyordu. O günlerde Maarif Vekili’nin (Milli Eğitim Bakanı) odasına liseyi yeni bitirmiş iki genç gelerek yurt dışına gitmek için burs istedikleri anlatılır. Bu olay ne derece doğrudur veya yanlıştır; bilemeyiz.
Maarif Vekili Hasan Ali Yücel’in odasına gelen gençlerden birisi onun oğlu Can Yücel diğeri de sınıf arkadaşıdır. Hasan Ali Yücel parlak notlar almış olan oğlu ile arkadaşının isteklerini dinledikten sonra oğlunu dışarı çıkarmış ve diğerine; 
“Seni gönderebilirim ama arkadaşını gönderirsem dedikodu olur. Bu yüzden onu gönderemem oğluna torpil yaptı, derler.! 
Can Yücel babasının kararına boyun eğer, yurt dışı için biriktirdiği parasını arkadaşına verir  ve "hiç olmazsa amacımızı kısmen de olsa gerçekleştireyim" demekle yetinir. Can Yücel’in biriktirdiği harçlığı alan öğrenci 1943 yılında Almanya’ya giderek tıp eğitimi almaya başlarsa da II.Dünya Savaşının en şiddetlendiği günlerde, iki yıl sonra İsviçre’ye giderek  Zürih Tıp Fakültesinde  eğitimini tamamlar..Dönemin  ünlü beyin cerrahı Prof.Dr. Rudolf  Nissen’in asistanı ve sonraki  yıllarda da dünyaca ünlü beyin cerrah Prof. Gazi Yaşargil olmuştur.
Can Yücel ise eğitimini Ankara Üniversitesi Eski Yunanca ve Latince bölümünde yapmış, Cambridge Üniversitesine de devam etmiştir.
Kıssadan hisse yaşanmış bir torpil öyküsü. 

 

Bu yazı 1801 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum