finans haberleri

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kitap kâğıdı mı? Tuvalet kâğıdı mı?

Yazımın başlığına bakıp; bunların birbirleriyle ne alakası var diyenleriniz olacaktır.  

Haklısınız; ama son günlerde her ikisinin birbiriyle bağlantılı olduğunu bende hayretle gördüm.

Genelde bizim toplumun okuma alışkanlığından yoksun olduğunu,  bu yüzden de gelişmiş ülkelere göre kitap ve dergi satışlarının azlığından şikâyet eden yazıları mutlaka okumuş olmalısınız.  Ben bu sözleri çocukluğumdan beri hep duymuşumdur. Yakın tarihlere kadar bende öyle düşünüyordum. Türkiye’nin pek çok yerlerinde açılan kitap fuarlarına katıldıktan sonra bu düşüncem tamamen değişti. Türkiye’nin neresinde olursa olsun kitap fuarlarına büyük bir katılım olduğunu, insanların yazarlarıyla söyleşiler yapmaktan hoşlandıklarını gördüm. İstanbul’daki TUYAP başta olmak üzere birçok kitap fuarlarının önünde uzayan kuyrukların bazılarında; imza günüm veya söyleşi yapacağımı söyleyerek özel bir kapıdan içeriye girebilmişimdir.

Belki bazıları şaşıracak ama özellikle genç kuşaklar çok okuyor veya okumak istiyor... Ne yazık ki; kitap fiyatlarının yüksekliği bütçelerini kaldırmıyor. Bunun nedeni Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayi (SEKA)’ denilen kağıt üretim merkezlerinin peş peşe kapatılmış veya satılmış olmasıdır. Bir zamanlar İzmit başta olmak üzere Afyon Çay, Aydın Karacasu, Ordu Akkaş, Balıkesir, Bolu, Zonguldak Çaycuma, Giresun Aksu ve Mersin Silifke Taşucu’nda SEKA’nın kuruluşları vardı. Buralarda hemen her cins kâğıt üretilirdi. Büyük şehirlerde de oralara yeniden üretilmeleri için okunmuş gazete veya dergilerin toplandığı yerler vardı.

Günümüzde kağıt üretilmeyip ithalata bağımlı olunca kağıt fiyatları yükseldi yayıncılar zor duruma düştü. Büyük kuruluşlar dışında kitap basımı azaldı veya zorlandı. Bir yayıncı bana basım eviyle anlaşılıyor, saat geçmiyor matbaacı kâğıt fiyatı yükseldi deyip anlaştığımıza dışında para istiyor diye yakınmıştı.

Ne garip ki; toplumun bazı kesimleri bu durumdan şikâyetçi olmadı. Bazıları da SEKA’nın üretim sırasında etrafa yaydığı kokuların önüne geçilmiş olmasından memnun bile oldular. Yıllar önce İzmit’de görevliyken halkın SEKA’nın bacalarından çıkan dumanlardan şikâyet ettiklerini biliyorum.   

Ekonomi ithalata dayandırılınca dövizin yükselmesi marketlere yansıyınca şikâyetler başladı… En sonunda tuvalet kâğıdının fiyatı astronomik düzeye gelince sızlanmalar daha da arttı.  Marketlerdeki tuvalet kâğıtları cins ve markalarına göre yanılmıyorsam bugünlerde 100.Tl’yi çoktan aşmış, yarın ne olur bilemem…

Ne garip; gazete, kitap, dergi fiyat artışlarına sesini çıkarmayanlar tuvalet kâğıdı için söylenmeye başladılar.

Bazı hoşgörü sahipleri(!) dedelerimiz, ninelerimiz tuvalet kâğıdı mı kullanıyordu diyor.  Haklılar; Bir zamanlar tuvalet kâğıdı yerine taharet bezleri vardı. Tuvaletlerde aile fertlerinin taharet bezleri bir ipin üzerine sıralanırdı. Uygarlık dedik; Taharet bezlerini bile yok ettik. Şimdi tuvalet kağıtlarının fiyatları arttı diye sızlanıp duruyoruz!..

Benim anlayamadığım; gazete, kitap, dergi, defter fiyat artışlarına aldırmayanların tuvalet kâğıdına tepkileri neden?

Biri insanın beynine, diğeri de bir başka tarafına hizmet ediyor!

Garip bir çelişki…

Bu yazı 1110 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum