finans haberleri

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Tarihten bir yaprak: Paşa’nın eşine göz koyan padişah!

Osmanlı’da öylesine çirkin olaylar yaşanmıştır ki; tarihçiler bunların su yüzüne çıkmasını pek istememişler. Bunlardan birisi de Varvar Ali Paşa’ının (Varvari Ali Paşa) Celali ilan edilerek idam edilmesidir. Oysa Varvar Ali Paşa’nın padişaha isyan etmesinin asıl nedeni tarihte çarpıtılmıştır. 

Sultan I.Ahmed ile Mahpeyker Kösem Sultan’ın en küçük oğlu olan Sultan İbrahim 4 Kasım 1615’de dünyaya gelmiş, çocukluk yılları Osmanlının en karışık dönemine rastlamıştır. Amcası Sultan I. Mustafa ve ağabeyleri Sultan II.Osman ile Sultan IV. Murad’ın hükümdarlıklarında saraydaki dairesinde sürekli hapis hayatı yaşamış,  bundan kaynaklanan psikolojik bozukluklarından ötürü tarihe Deli İbrahim diye geçmiştir.  Kardeşlerinin öldürülmesi, sıranın ne zaman kendisine geleceği korkusu, onda ruhsal bozuklukların ortaya çıkarmasına neden olmuştur. Çağımızın doktorlarının teşhisine göre onun hastalığı Psiko-Nevroz’muş ve bu hastalığa tutulanlar aşırı kadın düşkünü olurlarmış…

Sultan IV. Murad’ın oğullarının küçük yaşlarda ölmeleri kimsenin beklemediği anda tahtın yolunu Sultan İbrahim’e açmıştı. Yedi yıl boyunca gece gündüz, ayak sesleri işittiğinde cellatların geleceğini bekleyen İbrahim’in boğulan üç kardeşinin feryatları kulaklarından hiç bir zaman çıkmamıştır

Osmanlı tahtının yeni padişahı Sultan İbrahim’in devlet işlerinden önce gelen çözümü  gereken çok önemli bir sorunu vardı!.. Yeni padişah saraydaki kapalı dairesinde ölüm korkusu içerisinde erkekliğini yitirmişti. Hanedanın tek erkeği idi, Osmanlı hanedanının devamı için erkek evlada ihtiyaç vardı; gelin görün ki, padişah çocuk yapmaktan acizdi… Aksi halde Osmanlı hanedanı sona erecekti. Bundan böyle; sarayı bir telaş almıştı. Bazıları onun erkeklik gücünün düğümlü olduğuna inanmışlardı!  Hekimler, hocalar düğümü çözmek için elbirliğince çare aramaya koyulmuşlardı. Dünyanın her yanından ilaçlar getirtilmişti.  Bu arada dualar edilmiş, hatimler indirilmişti!.. Nefeslerine güvenilen hocaların saraya biri gidip diğeri gelmeye başlamıştı, Gelemeyenlerin de ayağına padişahın kendisi giriyormuş!. Sonunda Safranbolulu Hüseyin Efendi bulunmuş, İstanbul’a getirilen hocaya saray tahsis edilmiş, ilmi liyakati olmadığı halde Kazaskerliğe kadar yükseltilmişti.  Üfürüğü güçlü! Hocaya ulema “Cinci Hoca” ismini yakıştırmışlardı. Sonunda her biri diğerinden güzel bâkirelerin elbirliği ve hazırlanan macunlarla sonunda  düğüm çözülmüş, Reşad Ekrem Koçu’nun deyişiyle Osmanlı Horuzu ötmüştür!..   

Osmanlı horozu! ötünce de Kösem Sultan başta olmak üzere kız kardeşleri, paşalar ve vezirler herkes elbirliğince padişaha esir pazarlarından satın alınan bakire kızları takdim etmeye başlamışlardı. Bu arada Tuna boyu valilerinden Süleyman Paşa, sonradan Hatice Turhan Sultan ismini alacak bir dilberi padişaha hediye etmekte gecikmemişti. Böylece Osmanlı hanedanı  sona ermekten kurtarılmıştı!.

Sultan İbrahim, her gece başka bir cariye ile beraber olurken, bir yandan macun ve amberle güçlendirilmeye çalışılıyordu. Zaten sinir hastası olan Sultan İbrahim’in durumu daha da kötüleşmiş ve hastalığının da etkisiyle kadın düşkünü bir erkek haline gelmiştir. Bir keresinde çok şişman bir kadın istemiş, aramışlar taramışlar sonunda 140 kiloluk bir Ermeni kızı bulmuşlardı.

Bunlarla da yetinmeyen Sultan İbrahim, İpşir Paşa’nın Sivas’daki eşi Perihan Hanım’ın güzelliğini duymuş ve onu da yatağına atmak istemiş;  Sivas Valisi Varvar Ali Paşa’dan o kadını İstanbul’a getirmesini istemiştir. Ancak beklenmeyen bir olay yaşanmış; Varvar Ali Paşa bir “Müslüman’ın nikâhlı eşinin padişah da olsa ona götürüp teslim edemem” demiştir.   Padişahın bu akıl almaz emrini yerine getirmeyen Varvar Ali Paşa celali olarak ilan edilmiş, görevinden alınarak idamı emredilmiştir.

Tarihteki gariplik burada başlamış; Varvar Ali Paşa padişaha eşini göndermeyen İpşir Mustafa Paşa’nın saldırısına uğramıştır. Bu saldırı da Varvar Ali Paşa’nın ordusu dağılmış, kaçarken de yakalanarak İpşir Mustafa paşa’nın önüne çıkarılmıştır.

Bazı tarihçilerin söylediği göre de İpşir Mustafa Paşa’ya:

-Behey p….k ben senin eşini padişaha göndermedim. Şimdi sen gelmiş benim canımı alıyorsun demiştir.

İpşir Mustafa Paşa onu idam etmiş kesik başını İstanbul’a göndermiştir. Buna mükâfat olarak Halep valiliği ile ödüllendirilmiştir. Eşi Perihan hanımın ne olduğu konusunda ise tarihler suskun kalmıştır.

Reşad Ekrem Koçu’dan öğrendiğimize göre padişahın hırsı bununla da son bulmamış; Varvar Ali Paşa’nın nikahlı eşinin anadan doğma çırılçıplak soydurtarak, balmumu ile çarmıha gerdirerek İstanbul halkına teşhir etmeye kalkmıştır. O sırada Hazarpâre Ahmed Paşa devreye girerek “zaifei bi günahı” diyerek padişahı ikna edip bir rezaletin önüne geçmiştir.

Bu yazı 1210 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum