finans haberleri

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Türkiye’de ABD Başkanları (I)

Türkiye-Amerika ilişkilerinin başlangıcı ile gelişmeleri önceki iki yazımda anlatmıştım. Bu kez Türkiye’ye gelen Amerikan Başkanlarından söz edeceğim.

II. Dünya Savaşı sona ermiş, İsrail devleti kurulmuş ve Türkiye’de Demokrat Parti iktidara gelmiş, savaşın ünlü komutanlarından Eisenhower ABD Başkanı olmuştu. ABD Başkanı Türkiye ile olan ilişkilerden son derece memnun olmalıydı. Nasıl olmasın ki; Türkiye Kore’de savaşmış, Amerika’nın Kuzey Kore ve Çin karşısında yenilmesini önlemiş, İncirlik’te üs,  bazı yerlerde radar istasyonları gibi askeri tesisleri kurulmuştu. O günlerde Türkiye ile Amerika arasında su sızmıyordu. Kuşku yok ki; her iki devletin ilişkileri karşılıklı çıkarlar içerisinde gelişmişti.  Demokrat Parti onların her isteğini yerine getirmiş, Marshall yardımından pay almıştı. Böyle olunca da ABD Başkanı Eisenhower’ın Türkiye’ye ziyareti önem kazanmıştı. O günlerin basını bu olayı sür manşetten vererek Başkanın ilk defa memleket dışına çıkacağını (!) ve bundan onur duyduğumuzu yazmışlardı. Oysa unuttukları veya yazmak istemedikleri bir nokta vardı; Eisenhower Avrupa, Asya ve Afrika turuna çıkarak İtalya, Pakistan, Hindistan, Afganistan, İran,  Yunanistan, Fransa, Fas, Tunus ve İspanya’dan sonra Türkiye’de bir gün kalacaktı.

Eisenhower Türkiye’ye gelen ilk başkan olarak 6 Aralık 1959 da Ankara’ya gelmiş ve büyük coşkuyla karşılanmıştı.  Bunun için Ankara’nın meydanlarına, bulvarlarına zafer takları kurulmuş, üzerlerine başkanın seçim sloganı olan  “ We like Ike”(Ike’yi seviyoruz), “Daima eleleyiz Ike”,  “Türkler senin hakiki dostundur Ike” gibi pankartlar asılmıştı. Eisenhower’ın savaş sırasında ve sonrasında unvanı Ike idi. Aynı şekilde savaşın diğer ünlü İngiliz komutanı Montgomeri’ye de Monti deniliyordu.

Ankara’daki karşılama öylesine gösterişliydi ki;  elektrik direklerine ABD bayrakları asılmış, Başkanın geçeceği yollara ilkokul öğrencileri ellerinde bayraklarla sıralanmıştı. Başkanın büyük ölçüdeki yağlı boya portresi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesine asılmıştı. Bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra Eisenhower, Esenboğa’dan motosikletli polislerin eşliğinde siyah bir otomobille şehre getirilmişti. O günlerde devlet başkanları gittikleri ülkelere özel zırhlı otomobillerini götürmüyorlardı. Daha doğrusu siyasilerin böyle bir adetleri yoktu.

Başkan şehre girerken otomobili değiştirilmiş, Anıtkabir’den çıkarılan üzeri açık, Atatürk’ün 1934 modeli Lincoln’e bindirilmişti. Böylece Başkan üzeri açık otomobilde kendisini karşılayan Ankara halkını selamlamıştı. O günlerde Türkiye’de televizyon olmadığından bu karşılama Ankara ve İstanbul radyolarından naklen yayınlanmıştı.  

Benim yaşımdakiler çok iyi bilir; o günlerde Amerika’ya yerleşmiş pop şarkıcımız Celal İnce vardı. Onun Amerika Amerika şarkısı da popüler olmuş, hemen her yerde söylenmişti:

“Amerika Amerika

  Türkler dünya durdukça

  Beraberdir seninle

  Hürriyet savaşında

   Bu bir dostluk şarkısıdır

  Kardeşliğin yankısıdır

   Kore’de olduk kan kardeşi 

  Sönmez bu yangının adresi.”

Böylesine coşkulu, tavizli Amerika dostluğu sonraki yıllarda zaman zaman çıkmaza girmiştir. Bilinmesi gereken; devletler arasında kişisel dostluklar değil çıkarlar konusudur. Önümüzdeki yazımda Türkiye’ye ziyaret eden Barack Obama ve Ayasofya’da benim karşıladığım Jimmy Carter, Richard Nixon ve George Bush ile olan anılarımdan söz edeceğim.

Kaynak; Yılmaz Özdil, “Amerikan Baharı” (Sözcü 8 Ocak 2021),

Yılmaz Özdil, “Erkekler Evlensin öyle mi? (Sözcü 19 Nisan 2022)

Bu yazı 928 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum