içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Zamlar beni geçmiş yıllara götürdü

Uzun süredir en çok neleri konuşuyoruz diye şöyle bir düşünsek, çevremizdekilere baksak en çok zam sözcüğünü kullandığımızı görürüz. Onun ardından bazılarının bilerek veya bilmeyerek söylediği umut dolu sözlerine sevinir, karamsarlığımız dağılır.

Yakın tarihimizden bu yana zamların milletin başına vurulmuş, dar gelirlilerin, orta direğin beline indirilmiş bir darbe olduğunu görürüz. Hep birlikte bunun acısını çektik ve çekiyoruz... Kuşkusuz, tuzu kuru olanlar,  günlerde izlediğimiz futbolcu tefeciliğine ve magazin fenomenleri bunun dışında kalırlar. . Cukkaları! sağlam olanlar üzülür gibi görünseler de zamlardan pek etkilenmezler, Zamma karşı yapacaklarıyla daha da kazanacaklarını düşünürler.

Günümüzde cukkaları yerinde, tuzları kuru olanlar ile yaşam mücadelesi verenler diye toplum adeta ayrıştırılmış gibi…

Toplumumuza indirilmiş yeni bir darbe olarak tanıkladığım yeni zam furyası beni geçmişe; 1970’li yıllara götürdü...

İstanbul’un mistik semtlerinden Kocamustafapaşa’da tiyatroyu halkın ayağına götürmek amacıyla, bir apartmanın altında iki ayrı topluluğun tiyatroları vardı. Bunlar rahmetli Altan Erbulak ile Mete İnselel’in, diğerinde de Şahin Tek’in tiyatrolarıydı.  O yıllarda gazeteciliğe yeni başlamış, ara sıra tiyatro eleştirmenliği de yapıyordum. Bu iki grubun hiçbir oyununu kaçırmazdım. Bu arada Şahin Tek, Sühandan Tek ve Nevzat Açıkgöz olmak üzere çoğu tiyatro oyuncusu ile yakın dostluklar kurmuştum. Altan Erbulak, Mete İnselel ve arkadaşları daha çok komedi türünde oyunları sahnelerken, Şahin Tek siyasi hicivlere yer verirdi. Bu oyunlardan biri vardı ki, günümüze cuk diye oturuyor...

“Zam, Zama da Zam!.”

Süleyman Demirel’in Başbakanlık dönemiydi. ...

O yıllarda da bütçeyi denkleştirmek için zamlar yapılıyor, halk feryat figan ediyordu...

Oysa değişen hiçbir zaman olmuyordu. Ezilen eziliyor, cukkası sağlam olan daha da güçleniyordu. Aradan ne geçti, ne değişti derseniz değişen pek bir şey olmadığını görürüz.  Yalnızca değişen siyasiler, ekonomistler ve gazeteciler… O günlerde orta direk vardı, bugünlerde ortalıkta görünmüyorlar. Yine bir süre sonra IMF ortaya çıkmış, iktidar adeta onun kucağına oturmuştu.

Batı dünyasında da ara sıra da olsa ekonomik depremler oluyor devlet müdahaleleri ile sistemlerini ayakta tutmaya çalışıyordu. Geçmiş yıllarda çoğu kez “Hamdolsun kriz bizi teğet geçer”, “ Bize bir şey olmaz”, “ Bizim bankalarımız çok sağlam” gibisinden sözlerle kendi kendimizi avutmuştuk.

Piyasalardaki zamlar enflasyonu körükler mi, borsa da karmaşa yaşanır mı?

Ekonomistlerin bileceği işlerse de bilende bilmeyen de bu konuda bir şeyler söylüyor.

 İş çevreleri kendilerince bir takım önlemler alıp daraltırken, işten çıkarılmalar da artış kaçınılmaz oluyor. Kısacası iş çevreleri anlaşılan daralmaya gidiyor diye düşünülebilir. Ham petrol fiyatlarının artması doğal gaz fiyatlarının da yükselmesi kaçınılmaz oluyor. Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde doğal gaza ve benzine yeni zamların gelip gelmeyeceği de pek bilinmiyor. Kuşku yok ki bundan en çok dar gelirliler ve emekliler feryat etmeye başlayacaklar. Önümüzdeki Mart ayında yerel seçim var.. Büyük olasılıkla iç siyasetimiz daha da kızışacak...

 

Bu yazı 1792 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum