finans haberleri

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Zehra Canan Hanım’ın verdiği ders!..

Yeni yılın ilk günlerinde güzel şeylerden söz eden bir yazı yazmayı çok isterdim. Oysa sürekli gelen yeni zamlara bakınca; benim yazı yazma kimyam bozuldu. 2021’in son günlerindeki basına, siyasete bakıyorum da insanın gönlünü hoş edecek bir konuyu seçmekte zorlandım. Eski yılların sonlarında önemli olaylarının yanı sıra o yıla damgasını vuran kişilerin seçimi yapılırdı. Bakıyorum ne sosyal medyada ve basında gerçekçi bir araştırmayı göremedim.

2021’in son günlerinde; dükkânını kapatmak zorunda kalan; Ankara Kızılay Selanik Caddesinde, kaldırım üzerinde kendi ördüğü yünden keselik, banyo lifi ve çorap satarak geçimini sağlamaya çalışan 70 yaşlarındaki Zehra Canan Hanım’ın üzerinde durulmalıdır.

Zehra Canan Hanım Sözcü Gazetesinden Yavuz Alatan’a verdiği röportajında ve sonra bir TV kanalına telefonla katılarak diplomalı, diplomasız pek çok kişiye ders veren sözleriyle bence gündeme oturmuştur. Kendi deyişiyle zaman zaman polis ve bekçilerin satışını engellemelerinin yanı sıra karakola bile götürülmüştür. 

Kendisiyle yapılan sokak röportajında;   ilkokul mezunu olduğunu söyleyerek, ülke sorunları ve ekonomi üzerinde çarpıcı mesajlar vermiştir. Bu arada bazı entellerin “Benim oyum dağdaki çobanla eşit olur mu” yargısını da bir anda silip atmıştır.

Zehra Canan Hanım, Antik Çağın düşünürlerinden Aristoteles başta olmak üzere Fyodor Dostoyevski, Franz Kafka’nın klasikleri okuyarak kendisini geliştirdiğini söylüyor. Gerçekten de onların fikirlerini açıkça dile getiriyor…

Yalnız bununla kalmıyor; bazı televizyonları, yorumları ilgiyle izlediğini söylemesinin ardından Turgut Özal’ın getirdiği serbest piyasa ekonomisini tenkit ediyor.  Piyasa düzeninden, kambiyo sisteminden, dalgalı kur gibi ekonomik terimlerden de bilgisi var... Latin Amerika’ya  kadar  uzanarak  Küba’dan, Che Guevara’dan rahatça söz ediyor, ekonomide zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğunu söylüyor..

Basına verdiği söyleşi de; “Eşim emekli, oğlum da asgari ücretli bir işte çalışıyor, kızım üniversiteyi bitirdi ama iş bulamıyor, borcumuz çok. Bu soğukta ekmek parası için çalışıyorum. Okumayı çok seviyorum. Okuyarak kendimi geliştirdim. Hala okumaya yeni şeyler öğrenmeye meraklıyım” diyor.

Onun bu sözleri beni uzun uzun düşündürdü. Kendilerini eğitimli sananların okumadığı kitapları okuyan, Antik Çağın filozoflarına kadar inen Zehra Canan Hanım gerçekten topluma ve toplumun önde gelenlerine ders veriyor. Eğitiminiz olmasa bile daima okuyun, öğrenin diyor. Ben şu yaştayım bundan sonra öğrensem ne olur diyenlere de sanki okuyun öğrenin diye öğüt veriyor. Benim de yıllar öncesi Sultanahmet’te sokakta turistlere bateri, film gibi şeylerin satarak geçimini sağlayan bir dostum vardı. Her gün birkaç gazete alır, köşe yazılarını okur, haftada birkaç ciddi kitabı bitirir ve sonra benimle de uzun uzun tartışırdı.

Okumanın eğitimi ve yaşı yoktur. Ne yazık ki; toplumumuzda onlar gibi olanlar o kadar az ki…

Antik Çağların ünlü düşünürü Aristoteles yıllar öncesinden bakın ne kadar güzel söylemiş;

“Bilgili ile bilgisiz arasındaki fark, ölüyle diri arasındaki farka benzer.”

 

Bu yazı 1092 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum