finans haberleri

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ZEYTİNYAĞI!

Bu internet ya da sosyal medya dedikleri alan derya deniz adeta! Sizin hiç sormadığınız, bilmediğiniz yerden bir ileti geliyor, şaşırıp kalıyorsunuz.

İnsan bazen neden bunları ben düşünmüyorum diye hayıflanıyor.

Sosyal medya, ayrıca unutkanlığın da önüne geçiyor. aklınızın ucundan bile geçmeyen bazı olaylar, bazı düşünceler, bazı kişiler hemen karşınıza çıkıveriyor.

Örneğin bir arkadaşınızın doğum gününü hatırlatıyor. Bir yıldönümünü anımsatıyor. Şaşırıyor aynı zamanda seviniyorsunuz!

Zaman zaman bilmemeniz gereken, ya da bilmenizde hiç yarar olmayan bilgiler de çıkıyor karşınıza.

Yani hemen hemen her bilgi önünüze geliveriyor.

Sizi bilmem ancak bana iyi geliyor.

Kötülüğü yok mu? Var tabii ki, gereksiz bir sürü şeyle uğraşmaktan olayların, bilgilerin, gerçeklerin uzağında kalıyorsunuz!

Ancak bunu da göz ardı etmek mümkün. Çünkü herşey cılkı çıkıncaya kadar tekrarlanıyor.

*****

Hatırlayanınız, anımsayanınız vardır muhakkak. Bir zamanlar “Zeytin yağlı yiyemen aman, basma da fistan yiyemem aman!” diye bir türkümüz vardı. Kadim dostumuz yaktırmıştı bu türküyü, arkasından mis gibi zeytinyağımız ve tereyağımız ortadan kaldırılmış, doyurulmuş yağ dedikleri margarinler piyasayı sarmıştı.

Ülkemizdeki her eve bu yağlar girmeye başlamış, bazı hastalıklar artmış, hastanelerimiz Kanser denilen illetle tanışmıştı.

USA denilen dostumuz yapmıştı bütün bunları. Hem kendi keşfi olan margarinleri ve teknolojisini satmak hem de ülkemiz ekonomisini kendine bağlamak için yapmıştı bunu. Bu türkü ile ayrıca ve gizliden gizliye, Yeni kurulan Nazilli Basma Fabrikası’nın önü yani sanayileşmemizin önü kesilmek isteniyordu.

USA bu arada, temelinde Osmanlı’nın harcı bulunan İsrail ile kolkola girerek ve de içimizdeki hainleri yanına alarak TBMM’den bir “Tohum Yasası” çıkarttı. Bu yasaya göre, çiftçimiz, köylümüz, tarımla uğraşan insanlarımız kendi istediği ürünü ekemiyor. Dostlarımız yüzünden yıllardır, ilaç ve boya sanayisinde kullanılan Haşhaşı; şeker yapımında kullanılan Şeker Pancarı’nı ekemiyoruz.

Bir çok üründe kendi tohumluğumuzu ayıramıyoruz.

Bunun da önüne “Yerel Tohum Dernekleri” kurarak geçtik. Şimdi bu derneklere üye olarak “Atalık” tohumlarımızı üreterek, kendi aramızda takas edebiliyoruz.

Neyse bu işde erken uyandık.

Ancak dostlarımız hiçbir zaman boş durmadı. Jeopolitik önemi yüksek olan Türkiye her zaman arkasını kollamalı ve hiçbir zaman boş bulunmamalı.

Özellikle dost bildiği ülkelere karşı uyanık olmalı. Bunu tek başıma söylemiyorum. Birçok yazarımız bu konuda duyarlı. Aşağıdaki yazı neden böyle söylediğimi daha açık bir şekilde anlatıyor.

Lütfen Yavuz Sertmehmetoğlu’nun yazısını dikkatli bir şekilde okuyunuz!

Yazı ilk bölümde sözünü ettiğim kanalla geldi..

Yani internet üzerinden!

*****

 ZEYTİN DÜŞMANLIĞI NEDEN?

Zeytin ağacına düşmanlık zeytinliklerde altın aramak için değil.

Asıl amaç çok daha sinsi.

Amerika tarım ürünlerinde bütün dünya ile rekabet eder.

Buğday, mısır, soya fasulyesi, daha aklınıza ne gelirse.

Türkiye'ye badem bile Kaliforniya'dan gelir. Köşedeki kuruyemişciye sorun.

Amerika büyük paralar döker, araştırma yapar, verimi arttırmak için genetiklerinle oynar.

Verim artar, ama kanser dahil birçok hastalıklar da bu ürünlerle beraber gelir.

İlaveten genetik tohumdan ertesi sene verim alınmaz. Tohum satın alan ertesi sene gene almaya zorunludur.

Amerika'nın rekabet edemediği en önemli tarım ürünü zeytin.

Zeytin ağaçta yetişir. Buğday, soya, mısır gibi her sene tohumdan ekilmez.

Bu nedenle genetiğinle oynamak imkansız. Amerikanın teknik üstünlüğü zeytine işlemez.

Zeytin ağacı yüzlerce sene yaşar. Beşyüz senelik ağaç hålå zeytin verir. Türkiye'de çok.

Amerika daha 250 yaşında.

Zeytin ağacı ekimine daha 10 sene kadar önce uyandı. Yani Amerika çok geride.

Zeytin düz ve geniş tarla gerektirmez, bayırda kıraç toprakta bile yetişir, gübre istemez.

Elle toplanır, mekanik tarıma elverişli değil.

Amerikadaki düz ve sonsuz ekim alanlarının ve mekanik tarımın avantajı zeytine işlemez.

Özetle Amerika'nın tarım bilimi ve mekanik üstünlüğü mısır, soya, ayçiçeği dalında. Yüksek verim ve ucuz maliyet ile dünya piyasası elinde.

Amerika'nın zeytin konusunda rekabet etmesi şimdilik imkansız.

Bu nedenle, önce en sağlıklı yağ zeytinyağı kötülendi. Mısırözü, ayçiçeği yağı, margarin öne sürüldü.

Yetmedi.

Şimdi Türkiye'de zeytinleri söktürtüyor.

Kaliforniya harıl harıl zeytin ağacı ekerken.

*****

Aman dikkat güzel ülkem diyorum ve yazıma 2030 yaşındaki bir zeytin ağacının fotoğrafıyla son veriyorum.

Bugünlük de bu kadar!

Hoşçakalın! Sağlıcakla Kalın!

Datça Havadis’siz Kalmayın!

 

Bu yazı 1089 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum