finans haberleri

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

BUGÜN 27 MAYIS 2022

Sevgili Aydın ağabey, bugünkü yazıyı senin için yazdım: Bunu senin
kadar güzel anlatmam mümkün değil. Çünkü o günlerde Siyasal Bilgiler
de nasıl kurşunlandığınızı, nasıl mücadele ettiğinizi zevkle
dinlemiştim. Işıklar içinde uyu          

                        BUGÜN 27 MAYIS 2022

            27 Mayıs 1960 darbesini herkes kendi bakış açışına göre değerlendirecektir. Bu yıllardır böyle yapılıyor. 1961 Anayasasının getirdiği özgürlüklere bakıp, kimi”Devrim” diyecek. Menderes ve arkadaşlarının idamına bakıp, iktidarın askeri güçle indrilmesine karşı diyerek, hala Menderes ve arkadaşlarına sahip çıkanlar, buna darbe, cuntasal hareket diyeceklerdir.

            Ben görüşlerime en sonuna bırakarak, tarihsel bazı gerçekleri, kaynaklarından alarak aktarmak istiyorum:

            1959 lu yıllarda, Menderes sağ ve soldan gazetecileri alıp giderdi yurt dışına. Sadece birini anlatacağım. Zamanın Vatan Gazetesi dış politika yazarı Orhan Karaveli’de Amerika’ya gider. Yine zamanın Vaşington Büyükelçisi(daha sonra koalisyon başbakanı) Suat Hayri Ürgüplü’dür.

            Menderes ABD ‘de kapıda 45 dakika bekletilir. Bunun üzerine, Karaveli Ürgüplü ile uzun uzun sohbet eder. Mülakatın tamamı anlatacağım kitapta var.  Menderes ABD’ye 500-600 milyon dolar için gitmişti. Ama ihtilale giden  sözü Ürgüplü söyler:

            -ABD Menderes’i sildi kardeşim… Değil 500-600 milyon dolar, 1 dolar bile vermemekte kararlılar. Biz bunu hissettiğimizi kendisine ilettik. Belki o da her şeyin farkında ama  gene de şansını deniyor.(9 Ekim 1959)(*1)

            Menderes ABD’den eli boş dönünce. “1 Temmuz’da Sovyetler Birliği’ne gideceğini” söylüyor.

            Ama Temmuz’a varamadan, yani Moskova’ya gidemeden 27 mayıs’ta Yassıada’ya gidiyor.

            Adını vereceğim kitapta daha ayrıntılı bilgiler var. Kitabın yazarı 2010 yılında Orhan Karaveli ile bu konu hakkında çok ayrıntılı söyleşi yapar…O söyleşiden küçük bir alıntı yapacağım. Bakalım günümüzde kimle eşleştireceksiniz?

            Menderes muhaliflerine hakaret eden, çok nobran biriydi. Bakın İnönü için ne diyordu:

            “…Çişini tutamayan İsmet paşa’ya hükümeti bırakmam! Kendisinin bir nimet, Allah7ın lütfu olduğuna, onu kimsenin yerinden oynatamayacağına inanmış görünüyordu. Yanındakilerin sürekli göklere çıkardığı, sürekli övülen, gerçeklerin gizlendiği bir yalnız adamdı Menderes…(*2)

            CİA’nın haberi var mıydı, yok muydu onu kimse iddia edemiyor. Ama bunu ABD çok iyi kullandı. Çünkü hesapları vardı. 1946 Marshall yardımı ile dünya yeni bir kapitalist sisteme girmişti. Menderes ve gibilerine yer görülmüyordu.

            27 mayıs darbe bildirisini Albay Alpaslan Türkeş okuyordu:

            -NATO’ya, CENTO’ya bağlıyız.

            27 Mayıs 1960 devrim mi, darbe mi siz karar verin.

            -27 Mayıs’ın lideri Cemal Gürsel, darbeden önce 12 gün ABD’de kalıyor.

            -Ordudan, çoğu general üst rütbeli 7 bin 200 subay atılıyordu. Şeriatçı olduklarından değil, emperyalizme karşı olduklarından…

            -İlk kurulan kuruluşların başında DPT(Devlet Planlama Teşkilatı) geliyordu.

           

            Belki de Menderes’in başını yiyen bu kurumdu. Buna Menderes ve iktidarı hep karşı durdu.

            Unutanlara bir iki cümleyle anlatayım; Menderes’e her planlı kalkınma dendiğinde o şunu diyordu:

            -Plan mıpilav mı diyorlar. Bize pilav lazım…

            Peki bu ne demekti? Anlamı; Türkiye artık feodalizmden, kontrollü(ABD’nin) kapitalizme geçmeliydi. DPT işte bunu yapacaktı. Yani Menderes’in başını çektiği toprak ağaları, kapitalist olacaklardı. Menderes ve hükümetleri buna hep direndiler.

            Peki 27 Mayıs’tan CİA’nın haberi var mıydı? Bunu hala kimse açıklayamıyor…

            Ama bundan çok yararlandı.

            Nasıl mı?

            Şunu gördü ABD emperyalizmi Türk Ordusunda anti-emperyalist, Kemalist subaylar ağırlıktaydı. Bunları takip etmek gerekiyordu.

            27 Mayıs’tan sonra 23 şubat 1962 ve 20 Mayıs 1963 Talat Aydemir ve Fethi Gürcan darbe girişimleri(Türkeş’in ihbarı ile) yok edildi. Bir kısım Kemalist subay daha tasfiye edildi.

            1971 12 Mart faşist darbesi öncesi 9 mart cuntası denilen Madanoğlu ve arkadaşlarının tasfiyesi ile de ordudan Kemalist subayların hemen hemen tamamı yok edildi. 12 Eylül 1980 ‘i biliyorsunuz. Daha sonrasını herkes biliyor.

            Bana göre, ABD isteseydi Menderes ve arkadaşları idam edilmeyebilirdi. ABD, bilerek ve isteyerek bu idamların yapılmasını teşvik etmiştir. Çünkü Türk Sağ’ına bir mağduriyet gerekliydi. Onların üzerinden yıllardır o mağduriyet yapılmıyor mu?

            Ağzını açan her demokrat, devrimci önce şunu söylüyor

            -27 mayıs 1960’da üç idamın yapılması yanlıştı. Falan…

            Kimse şunu sormuyordu, hala sormuyor.

            Arkadaşlar; Menderes ve iktidarı ağabeydik gubidik  suçlarla yargılandı. Asıl yargılanması ve mağduriyeti ortadan kaldıracak, davalar açılmadı. Gizlendi.

            Örnek mi:

            -Tahkikat Komisyonları

            -Seçim devam ederken(1957) öğle üzeri seçim sonuçlarının açıklanması

            -Ya Kore…niye Kore’ye asker? Çünkü biz Nato üyesi değildik. Kore’de 700-800 askerimizin ölümü, binlerce insanımızın yaralanması sorulmadı bile. Asıl yargılama buradan yapılmalıydı.

            Sonraki yıllarda Türk silahlı Kuvvetlerinin başına geleni herkes biliyor.

            Yazılacak çok şey var da… CİA’nın Orduyu nasıl etkilediğini bakın 27 mayıs’ın en güçlü adamı Madanoğlu nasıl anlatıyor:

            “-CİA, 27 Mayıs’tan sonra gözlerini açtı. Bize sicil verir hale geldi(Çok duymuşumdur, bazı generallerin terfilerinin Pentagon’dan geldiğini…)Ne birlik duygusu kaldı ne de asker arkadaşlığı…EMİNSU’lara ödenen 50-60 bin liraları Amerikalılardan aldık. CİA 12 Eylül’e kadar öyle bilinçlendirdi ki….Sonra bunlar kim ki zaten…Evren, bir Hocazade…Ordu da vagon gibi gitti bu sağa kayışın arkasına takılıp….”(*3)

            27 mayıs üzerine epey bir kitap okumuşluğum var. Ama kimse böyle anlatmıyor. Herkes durduğu yerden bakıyor…

            Bana göre 27 Mayıs 1960 “politik bir devrimdir” Sosyolojik olayların sonucuna bakarak karar vermek yerinde olur zannediyorum. 27 Mayıs’tan sonra bir dönüşüm, değişim olmuş mudur? Hem de çok fazla. 27 Mayıs’ta üç yönetici dışında sokaklarda insanlar toplanıp işkencehanelere atılmadı. Gençlere idam sehpaları kurulmadı…Dahası ve en önemlisi, üretim ilişkilerinde bir değişim ve dönüşüm oldu. Kamuculuk daha fazla öne çıktı. Başlarda da anlattığım gibi DPT gibi feodalizme ters düşen kurumlar kuruldu.

            Peki 27 Mayıs 1960 politik devrimine benzeyen bir devrim var mı? Daha büyüğü var.

            Bir iki söz de ondan söz edeyim. Bizim medya ve basın yazmaz. 25 Nisan ‘ı bilmezler. 24 Nisan’da hop oturup hop kalkarlar da 25 Nisan’da Portekiz Büyükelçiliğini ararlar mı bilmem…

            Portekiz’de diktatör Salazar’dan sonra iktidara gelen ondan da faşist olan CAETANO’dur.  Halk öyle bezmiştir ki…Bir kıvılcıma bakmaktadır.Halk örgütsüzdür. Gücü yetmemektedir bu faşiste…

            25 Nisan 1974 sabahı,  yüzbaşılar ve alt rütbeli subaylar,silahlarının namlularına ve tanklarına karanfil takarak sokaklara çıkarlar. Halktan büyük bir sempati ve destek alırlar. Buna Portekiz’de ve tüm dünyada YÜZBAŞILAR HAREKETİ denir. O günden sonra da 25 Nisan PORTEKİZ ÖZGÜRLÜK GÜNÜ olarak kutlanır.

            Caetano’ya ne mi oldu. Başbakanını da alarak o zamanın faşist Brezilya’sına kaçtı. Orada öldü.

            Şimdi kalkıp, bazılarının “Efendim halkın iradesiyle iktidara gelmişlere….” Yahu halkın iktidara getirmesiyle Sivil darbe olmuyor mu? bakın çevrenize, Ortadoğu’nun birçok ülkesinde hep %90 la iktidara geliyor sivil faşistler…bunlar seçilmiş insanlar mı?

            Özet olarak, eğer benzetilecekse, 27 mayıs 1960 politik Devrimi Portekiz Yüzbaşılar devrimine benzemektedir.

            İyimidir, kötümüdür, ben orada değilim. Bazı gerçekleri yazmaya çalıştım. Belgeleriyle…Karar sizin…27 Mayıs 1960 devrimini 12 faşist generalleri kaldırana kadar, hep sağcıların yönettiği bir ülkede,  nasıl bayram olarak kutladık? Halk istemese kutlayabilir miydik?

*1-DARBELERİ OKUMA KILAVUZU/Selcan Taşçı Sayfa: 56

*2 –a.ge…Sayfa: 57

*3-a.g.e Sayfa:63

Bu yazı 932 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum