finans haberleri
casino siteleri bedava bonus tarafbet bahis siteleri deneme bonusu veren siteler

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

HELİKOPTER SESİNDEN KORKAR OLMAK!

          Oysa çocukluğumda bu çelik kuşu ne güzel görürdüm. Onun sesini duyar duymaz, hepimiz onu görecek yerlere giderdik.

          Benim tüm çocukluğum köyde geçti. Bir şansım Çarşamba ilçe merkezine 3-4 km uzaklıkta oluşuydu. Şimdi mahallesi (Beylerce/Tekfurmeydanı)

          Hani Türk filmlerinde, ya da Hindistan, ya da bir başka Ortadoğu ülkesinde çevrilen filmlerde görürsünüz. Köye bir araba gider, tüm çocuklar peşindedir. Ya da Almanya’dan biri yeni arabasıyla gelmiştir. Tüm çocuklar peşindedir. Bizim köyümüzde bunlar olmadı.Ama benzer şeyler olurdu.

          Biz çocukluğumuzda çok taksi görmedik. Jandarma cipi, bir de Keklik Fuat’ın cipini görürdük(Çocuklar arkasından asıldıklarında gidemezdi) Bir de Samsun pazarına sebze götürmek için kamyonlar gelirdi. Nurlar içinde yatsın, en çok Zeki Akkaya Sarı Ford kamyonuyla gelir, köyümüzün sebzesini bir gün önceden köyden alır, Samsun pazarına götürürdü. Yeri gelmişken yazayım, Zeki Ağabey önceleri nakliyeciydi. Sonradan fırıncı olmuştur.

          Öyle çok sebze üretirdik ki, en az üreten 500 kg üretirdi. Patlıcan, biber, domates, fasulye, hıyar, kavun , karpuz. Tüm bu sebzenin yanında bir de ana ürün vardı, tütün. O Pazara gitmezdi. O kadar çok üretilirdi ki,sebzeler,  Samsun pazarına(Salı-Cumartesi), Çarşamba pazarına, Salıpazarına ve hatta Pazartesi günleri kurulan Tekkeköy pazarına bile mal yetiştirirdi bizim köyümüz. Tabii Ordu,Giresun ve hatta Rize’ye kadar ürün giderdi.

          Bir hazin hikaye daha anlatayım; Çarşamba günü akşamları Yeşilırmak patlıcan, biberle dolardı… Artan ürünler  ırmağa dökülürdü.

          Neyse konuya dönelim;

          Zeki ağabeyin kamyonundan başka, köyümüzün içinden geçen traktörler vardı. Hacılar Çayı, dikencik, Kiraz bucağı köylerinden Samsun’a kestirme giden yol bizim köyden geçerdi. İşte en büyük yaramazlığımız oydu. O traktör remorklarının arkasına asılırdık. Ne olacaksa!

          Yeryüzünde gördüğümüz motorlu araçlar bunlardı. Deniz teknesi, gemi görmüşlüğümüz olmazdı.

          Çocukluğumun en ilgi çekici motorlu aracı helikopterdi. Çok nadir geçerdi. Ama bizim oralar ova olduğu için alçaktan geçerdi. Süren pilotu içerisinde, yüzünün rengine kadar seçebilirdik.

          Bir de çok sevdiğimiz çelik kuşlar vardı. Onlar şehirlerimizin, köylerimizin üzerinde, ramazanın son günlerinde uçardı. Anlardık ki, şeker bayramına çok az zaman kalmış. Bu uçaklar THK(Türk Hava Kurum) uçaklarıydı. Havadan küçük el bildirileri(ilanları) atarlardı.

          O yıllarda fitre ve zekatlar THK na verilirdi. O ilanlarda özet olarak ”FİTRE VE ZEKATLARINIZI TÜRK HAVA KURUMUNA VERİNİZ” yazardı.  Ben öğretmenlik yaptığım yıllarda çocuklara THK zarfları dağıtırdım, içine artık evlerinden kaç lira konmuşsa, gidip ilçedeki THK şubesine teslim ederdim. Bize de bir pay verilirdi. Bununla da okula tebeşir falan alırdık.

          Bu güzel kuşların sesini hep severdik. Merakla dışarı çıkıp bakardık.

          Şimdi bir helikopter sesi duysam, yine balkona fırlıyorum. Ama kaygılar içinde. Hemen helikopterin altına bakıyorum, su tankı sarkıyor mu diye…

          Artık küçük uçakların, helikopterlerin sesi bizleri buralarda rahatsız ediyor. Sizi bilmem ama, ben kendi adıma yazayım;

          Helikopter sesi duyar duymaz; ACABA? YİNE NERESİ YANIYOR? Demekten kendimi alamıyorum.

          Balkona çıkıp, helikopterin su tankı yoksa OHhh! Diyebiliyorum.

         

Bu yazı 2006 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum