finans haberleri
casino siteleri bedava bonus tarafbet bahis siteleri deneme bonusu veren siteler

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ZEKİ MÜREN NİYE PAŞA’DIR?

*Bu adama niye paşa diyorlar, bir paşa çıkmıyor mu? gibi bir laf etmiş Özdemir Erdoğan…”

            *Sizin yaptığınız işin gerçekten paşasıydı sayın Erdoğan!

            *Mangal gibi de yüreği vardı…

            (1931-1996) Sıra dışı kostümleriyle sahnelerde devrim yapan, kusursuz söyleyişiyle bir Zeki Müren Türkçesi yaratan ses sanatçısı, bestekar, şair, oyuncu; Sanat Güneşi; Paşa.

            Herhangi bir ansiklopedide böyle giriş yapılır Zeki Müren için. Oysa Zeki Müren buralara sığamayacak değin bir sanatçıdır.

            Bursa’lıydı. Tıpkı Müzeyyen Senar gibi…” Beni ilk duygulandıran,tüylerimi diken diken yapan, bir kadeh içip efkar dağıttıran ses Müzeyyen Senar’ın sesidir…”diye anlatır kendisi.

            İlk müzik eğitimini ilkokulda tamburi İzzet Gerçeker verdi. Lisede Udi Kirkor ve Agopos Efendi’den ders aldı. Şerif İçli, Refik Fersan,Kadri Şençalar ve Sadi Işılay’la meşk(alıştırma, müzik dersi) etti. İlk bestesini 17 yaşında yazdığı bir akrostiş şiir üzerine yaptı:

            Zehretme hayatı bana cananım

            Elemlerle doldu benim hayatım

            Kederinle yanıp sönse de canım

            İnan ki ben yine sana hayranım.

            İkinci paylaşım savaşının bittiği yıllar, Türkiye’de tek parti döneminden çok partili döneme geçildiği yıllardır. Zeki Müren yeni bir Türkiye’nin habercisidir. İnsanların evlerine TV’nin olmadığı dönemlerde radyoların girdiği bir dönemdir. İstanbul radyosu atağa geçmiştir. Daha 20 yaşında İstanbul radyosunda şarkı söylemiştir. Ertesi gün genç,yaşlı herkes birbirine, tane tane okuyan, her dediği anlaşılan bir okuyucudan söz ediyordu. Genç mi, yaşlı mı. Erkek mi, kadın mı? Kim olduğunu soruyordu.

            İstanbul radyosunda neoklasik eserlerle verdiği canlı konserleri 15 yıl kesintisiz sürdürdü.

            1955’ten sonra gazinolara getirdiği hareket, aynı yıllarda  Elvis Presley’in yaptıklarına eşdeğerdedir. Müren, sahnede şarkı söyleyen bir heykel değil, bir gösteri insanı olmayı tercih etti her zaman. Halka daha yakın olmak için icat ettiği (T) şeklindeki sahne, kendisine eşlik eden saz heyetini de bir örnek giydirmesi, Libace’yi hatırlatır biçimde şatafatlı giysileri, temiz ve usulüne uygun  icrası. Bu söyleyişe eklediği cilveli eda, Münir Nurettin Selçuk ekolünden radikal bir kopuşun ve Senar, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses gibi divaların ötesine uzanan bir değişimin yansımalarıydı.,.

            Zeki Müren’in repertuar ve sazende seçiminde gösterdiği titizlik, müzik çevrelerinde takdirle karşılanmıştır. Kadrosunun bir numaralı sanatçısı, ilk plağı Bir Muhabbet Kuşu’nun bestecisi efsanevi klarnetçi Şükrü Tunar’dır.

            Çingene Baron Tunar, 1962 yazında, Tepebaşı Cumhuriyet Gazinosu’nda, tam Zeki Müren “Şarap mahzende yıllanır” şarkısını girdiği anda, sahnede kalp krizi geçirir ve sandalyesine yığılarak yaşamını yitirir.

            Çok spekülasyon yapılan” Bir Demet Yasemen”,” Şimdi Uzaklardasın” gibi eserlerin Zeki Müren’e ait olmayıp. Tunar’a ait olduğu rivayet olarak kalmıştır.

            Şarkılarını sadece plak ve sahnelerde değil,.çektiği filmlerde de söylemiştir.

            1954’te Beklenen Şarkı’yla başlayan sinema serüveni, 1971 tarihli Rüya Gibi’yle son buldu.

            45’liklerde Agora Meyhanesi, Kahpe, Meyhane, Meyhanelerde Akşam Olunca Beni Ara, Elveda Meyhaneci gibi günün moda şarkılarına  kendine özgü bir yorum getirirken, 70’lerde dönemin pop trendine de uydu. Batı enstrümanlarını orkestrasına kattı. 80’lerde arabeske meyletti, arabesk oratoryosu olarak tarihe geçen “Kahır Mektubu” bu türün şahikası oldu.

            Ne zaman iki satır yazmaya kalksam

            Hep sana, hep seni,hep bizi yazıyorum

            Ne zaman bir kadeh alsam elime,

            Hep sana, hep seni, hep bizi içiyorum.

            Her gece kederliyim durmadan içiyorum,

            Sevda ektim kalbime,yalnızlık biçiyorum.

            1965’te yayınlanan Bıldırcın Yağmuru adlı şiir kitabındaki bir şiir şu dizelerle başlar:

            Rakımda buz parçasısın,

            Yudumladıkça yanarım

            Sen aysberglerin torununun torunu

            Ben Macellan’ın ta kendisi

            Kutuplarda Ekvator’u keşfettim.

            Zeki Müren sahneye asla içkili çıkmaz., ancak sahneden sonra bir yorgunluk rakısı veya bir duble viski alırdı. Geç zamanlarda gece kulüplerine, özellikle de Sıraselviler’deki Gay Bar’a giderdi. Ayrıca Emine Adalet PEE’yi izlemek için ÇİL Pavyonu’na da gittiği mekanlardandı…

            Gazinoların değişmeziydi. Genellikle de gazinocular kralı Fahrettin Aslan’ın Maksim gazinosundaydı. Bir zamanlar Behiye Aksoy’la dönüşümlü sahne aldıkları da olmuştur.

            Üzerinde pek konuşmadığı ancak hiç saklamadığı cinsel tercihine rağmen halkta yarattığı derin sevgi, bunu sosyologlara bırakalım.

            Zeki Müren, Batı Rock starlarının da dikkatini çekiyor. İstanbul’da konser veren Morrissey, Marc Almond, Antony gibi sanatçıların sahneden, Zeki Müren’e selam göndermeleri şaşkınlıkla karşılanıyor.

Son konserini 1984 ‘te Bodrum Kalesi’nde verdi.

            Son noktayı koymadan Zeki Müren  hakkında bir iki şeyi daha yazmak istiyorum. Belki çoğunuz bunu ilk kez okuyacaktır.

            Demokrat Partinin(DP) baskıcı yönetimine karşı, tüm üniversiteler sokağa dökülmüş ve o zamanların ünlü marşı Osman Paşa  uyarlamasıyla”Olur mu böyle olur mu/Kardeş kardeşi vurur mu? Kahrolası diktatörler/ Bu dünya size kalır mı? Diye başlayan 1950 lerin sonlarında gençliğin söylediği marş. 1960 27 Mayıs İhtilali’nden sonra Zeki Müren bunu sahnede okumak ister. Ancak arkadaşları engel olurlar.Sen derler her kesime mal olmuş birisin. Kendini böyle belli etmene gerek yok. Seni bilen zaten biliyor, derler. Vazgeçirirler…

            Bir başka söylenti de, Zeki Müren’e sormuşlar:

            -Sana neden Paşa diyorlar?

            O da demiş ki:

            -Paşalara i.ne diyemedikleri için bana paşa diyorlar..

            Bu bir söylentidir. Bu jargon Zeki Müren’e ait bir jargon değil.

            Datça’da anlatıldığına göre bu sözü Can Yücel demiş güya…O zamanlar 12 Eylül’ün ünlü paşası Marmaris’te yaşadı uzun süre bildiğiniz gibi.

            Can Yücel şöyle demiş:

            -Marmaris’tekine ilme diyemedikleri için Zeki Müren’e Paşa diyorlar…

            Bu da bir söylenti tabii ki…

            Zeki Müren dönemlerinde Türkiye’de en önemli lakaplardan biridir paşa. Yani en üst düzeydedir. O anlamda kullanılmış olabilir…

            Müzikologların “devrimsel bir insan,yaşadığı dönemin her zaman 10 yıl  ilerisindeydi” diye tanımladığı…

            Hep alkışlarla hayat bulan, naifliği ve güzel Türkçesi ile

            “Mesut bahtiyar”  Zeki Müren, bu dünyaya sevdalar bırakarak ayrıldı aramızdan.

            Türkiye’de O’nun öldüğü gün “vedasına o gün tanıklık eden 80 kişiden biri olarak!;”BİR DEMET YASEMEN, AŞKIMIN TEK HATIRASI. BİTMİYOR AYRILIK, DİNMİYOR GÖNLÜMÜN HER AN YARASI..”

            AĞLASAM İNLESEM SİLİNMEZ BAHTIN KARASI

            BİTMİYOR AYRILIK, DİNMİYOR GÖNLÜMÜN HİCRAN YARASI…”

            Diye yazıyor Aşina Yüzler kitabında Atilla Köprülüoğlu.

            Ben de ara sıra şarkı dinlemek istersem, hemen bir Zeki Müren ararım.

            İyi ki yaşamış.

 

            NOT: Bu yazıyı yıllar önce hazırlamıştım. Ancak, Öz.E. söylemi üzerine yeniden düzenleyip, yazdım. Bugün (24.09.2022) ölüm yıldönümü. Tekrar yazmak, paylaşmak istedim. Bugün yaşasaydı, LGBTİ lerle yürürdü. Tarkan gibi olurdu. Gezi’de olurdu…

            Sevgi ve saygıyla anıyorum

Bu yazı 749 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum